İstanbul Sanayi Odası (İSO) değerli bir bilgilendirme ve iş birliği çağırısına platform oldu.
"Almanya'nın Sanayi Kalbinde Sürdürülebilir Ekonomi ve Yatırım Fırsatları" semineri, iş dünyasının yanı sıra STK temsilcileri ve akademisyenleri bir araya getirdi.
Almanya'nın sanayide kalbi olarak anılan Kuzey Ren Vestfalya bölgesi, aynı adlı yatırım ajansı NRW Global ve farklı temsilciler tarafından anlatıldı.
Kuzey Ren Vestfalya, kömür havzalarının bolluğunu demir çelik üretimiyle buluşturan bir akılla gelişmiş. Bölgenin 18 milyonu aşan nüfusu içinde 9.8milyon kişi iş hayatında yer alıyor.
Almanya'nın toplam 872 milyar € büyüklüğündeki GSMH'nin 373.1 milyar € tutarındaki bölümü burada üretiliyor. 223 milyar € ihracatı, 281 milyar € ithalatı NRW'de gerçekleşiyor.
Ama en çarpıcı rakamlar büyük bir değişimle karşımıza çıkıyor:
1960'ta 500 bin kişi kömür madenlerinde çalışıyor. Şimdi bu sayı sıfırlanmış.
1960'ta sıfır olan üniversite öğrencisi sayısı ise bugün 250 bini aşmış durumda.
Eğitimi, teknoloji ve sanayi dönüşümün parçası haline getirmiş.
Business Metropole Ruhr bünyesinde Greentech. Ruhr Proje Yöneticisi olan Christina Zollmarsch ve HyMR Hidrojen Direktörü Jörn Kleinelümern'in bilgilendirmeleri çok değerli oldu.
Hem bölgenin yapısı hem de hidrojen başta olmak üzere NRW'ye yatırım iş birliği çağrısı, mutlaka karşılığını bulacaktır.
***
HİDROJENDE GÜÇLÜ ADIMLAR
Türk Alman Enerji İş birliği, Ankara'da düzenlenen 7.Enerji Forumu'nda önce adını değiştirdi. Hatırlayalım, 'Türk-Alman Enerji Ortaklığı'nın adı "Türk-Alman Enerji ve Mineraller Ortaklığı"; 'Türk-Alman Enerji Forumu'nun adı ise "Türk-Alman Enerji ve Mineraller Forumu" olarak değiştirildi.
ETKB Alparslan Bayraktar, jeopolitik gerilimler, bölgedeki çatışmalar, tedarik zincirlerindeki aksamalar ve piyasalardaki dalgalanmaların enerji alanında ülkelerin dayanıklılığını her geçen gün sınadığına işaret etti ve "Enerji güvenliği, artık hiçbir ülkenin tek başına tesis edebileceği bir olgu değildir." dedi.
Bakan Bayraktar, Türkiye'nin önceliğinin 'enerji güvenliğini güçlendirmek', 'dışa bağımlılığı azaltmak' ve '2053 Net Sıfır' hedefine ulaşmak olduğuna dikkat çekti.
Burada yeni veriler gündeme geldi. Türkiye'nin toplam kurulu gücünün yaklaşık yüzde 65'i yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Bu kapasite, yenilenebilir enerjide Avrupa'nın 5'inci, dünyanın 11'inci ülkesi konumuna getirdi. Bu yıl sonunda güneş enerjisi, kurulu güç kapasitemizin en büyük tekil kaynağı olacak. "Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği, Türkiye ile Almanya'nın birlikte hızla ilerleyebileceği son derece büyük bir potansiyel iş birliği alanı.
Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche de, konuşmasında defalarca yeşil hidrojen alanına vurgu yaptı ve işbirliği çalışmalarına atıfta bulundu.
Ortak hedefler bilinçli, stratejik ve vizyoner bir biçimde genişletildi. Enerji güvenliği, yalnızca elektron ve molekülü değil; o enerjiyi üreten teknolojilerin temelini oluşturan kritik mineralleri ve nadir toprak elementlerini de kapsıyor. Rüzgâr türbininden güneş paneline, bataryadan şebeke ekipmanına kadar enerji dönüşümünün her halkası bu stratejik kaynaklara bağlı. Biz, bir yandan Alman yatırımcıya davette bulunurken bir yandan da kendi üzerimize düşeni, ivedilikle tamamlamalıyız.
"Almanya'nın Sanayi Kalbinde Sürdürülebilir Ekonomi ve Yatırım Fırsatları" başlığı, aslında çift taraflı çalışan bir yapıya işaret ediyor.
Türkiye'nin potansiyeli, özellikle yeşil hidrojende tüm Avrupa'yı iştahlandırıyor Önce mevzuatı tamamlayalım, destek mekanizmalarımızı çalıştıralım. Eko sistem, kamunun kararlılığını somut olarak görmeyi bekliyor, hızla gelişecektir.
Almanya'nın aradığı iş birliğinin somut adımları, Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER) ile H2 Global arasında kararlaştırılan iş birliği ile çok güçlü bir ilerleme sağlayacak. H2 Global, Almanya'nın hidrojen alımını gerçekleştirdiği yapı. Hem üretimde, yatırımcıyı destekleyen, hem de alıcının ürün garantisini sağlayan bir yapı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından dikkatle takip edilen süreç, ülke faydasına adımları büyütecektir.
***
DÜNYA KUPASI VE FUTBOLUN RUHU
The Economist dergisi, "Kaybedenler Turnuvası" başlığı altında derlemiş Dünya Kupası'nın tartışılan spor, futbol ve ekonomi verilerini. Bilet fiyatları fahiş. 60 $ ile 7875 $ arasında fiyatlar görüldü.
Birkaç yüz dolar alınan biletlerin karaborsada 2500 – 3000 $'a alıcı bulduğu saptanmış.
Kimsenin anlamını tam olarak algılayamadığı bir kavram atıldı ortaya: Her oyuncunun dijital ikizi var.
Buradaki dijital ikiz, oyuncunun oyun içindeki "simülasyon karakteri" gibi. Eğlence amaçlı değil, hakem teknolojisi için. FIFA/Lenovo sisteminde oyuncular 3D taranıyor, vücut ölçüleriyle daha gerçekçi bir dijital avatar/model oluşturuluyor ve bu model yarı otomatik ofsayt teknolojisine entegre ediliyor. FIFA'ya göre her oyuncunun görüntüsü ve dijital avatarı sisteme alınarak ofsayt pozisyonlarının daha doğru ve anlaşılır biçimde gösterilmesi hedefleniyor.
Forma sponsorlukları, spor markalarının yarışında çok farklı bir çerçeve sunuyor.
Nike, bu yılki turnuvadaki 48 takımın 12'sini giydirdi; Adidas 14, Puma 11 milli takım formasının göğsünde yer aldı. Britanyalı Umbro'nun tek müşterisi Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu. İran takımının formaları, adını ülkenin kısa menzilli füze savunma sistemiyle paylaşan Majid firması tarafından hazırlandı.
Üç büyük forma üreticisinin toplam değeri, 2018'deki Nike seviyesine yaklaşmıyor. Amerikan şirketinin hisseleri, 2021'deki zirvesinden bu yana değerinin dörtte üçünü kaybetmiş.

34