CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı ile kemale eren Bülent Kuşoğlu, hepimizi rahatlatan(!) bir açıklama yaptı. Devletin derinliklerinden bildirdiklerine ve bildirdiklerinden anladıklarımıza göre, mutlak butlan kararında mevcut siyasi iradenin etkisi olmadığı anlamı çıkıyor.
Bir devlet aklı varmış, üstelik o devlet aklı İttihatçıymış ve devleti yeniden dizayn ediyormuş. Kuşoğlu yaşadığı bu "devlet aklı kafasını" da cumhuriyet alerjisi tescilli, FETÖ'nün Zaman'ında müflis fikirlerini köşesine taşıyan Etyen Mahçupyan'a dayandırıyor...
Kelimenin tam anlamıyla bir "fail kaçırma" operasyonu yapıyor.
Benzer bir "fail kaçırma" Hrant Dink suikastı soruşturmasında yapılmıştı.
"Hrant'ın arkadaşları" adlı bir grup Dink'in öldürülmesini İttihatçılığın günümüzdeki uzantılarına bağlamıştı. O dönemde medyada güçlü bir etkileri vardı.
ünkü arkalarında fonlar, sermaye, iktidar ve FETÖ desteği vardı.
Mutlak butlanın faili devletin derinliklerinde gösterildiği gibi Dink suikastının failleri TSK'da gösterildi. Faillerin kökünü taa Abdülmecid dönemine, Encümen-i Daniş'e kadar götürdüler iyi mi Bunları yaparken cinayeti işleyen tetikçi şebekesiyle emir komuta bağlantısı olan FETÖ'cü polis şeflerine toz kondurtmadılar.
Hatta FETÖ'cü polislerin cinayetteki rolünü yazan gazeteciler dava edildi.
Hrant'ın arkadaşlarından pası alan FETÖ'cü savcı mütalaasına, cinayetin İttihatçılara uzanan yüz yıllık kökleri vardı, çok karmaşıktı, savcıya göre çözülmesi zordu.
FETÖ'cü polisler sessizce paçayı kurtardı.
Hrant Dink'in katlinden sorumlu polis müdürlerinin hapse atılması için FETÖ ile AKP iktidarının kavgaya tutuşması gerekti...
Bülent Kuşoğlu'nun da yaptığı böyle bir şey. Haklı tabii!
İktidarın CHP'de siyasi bir düzen kurduğu gerçeğinin başka bir algı yer değiştirmesi lazım. Yoksa parti tabanındaki öfkeyi, toplumsal nefreti yönetemezler.
Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye "müfettiş olarak atandığı inancını" yıkmaları lazım, yoksa bu inanç bir öcü gibi kendilerini takip edecek...
Faili kaçırır, yerine de gizem oluşturursanız, insanların dikkatini olup bitenin somut sorumlularından sis perdesinin arkasındaki hayali güç merkezlerine kaydırırsınız.
Böylece siyasal sorumluluk da bulanıklaşır...
Kuşoğlu, bütün toplumun aklı ile dalga geçer gibi bir devlet aklından bahsetti ama aklı olan için; rejimin şahıslaştığı şahısın rejimleştiği, devletin yerini bir partinin aldığı ve parti mensupları ile tarikat ve cemaat kadrolarının devleti parsellediği Türkiye'de bir devlet aklı olmadığını görmek, kavramak hiç de zor değil. (Devlet aklı üreten kurumlardan DPT'yi kim kapattı acaba, Kuşoğlu hatırlar mı)
Dahası, olsa bile o devlet aklının İttihatçı bir akıl olmayacağını görmek de hiç zor değil.
İttihatçılar, Sultan Abdülhamit'in istibdat rejimine karşı hürriyet mücadelesi verdi.
Kılıçdaroğlu ve ekibi ise, Abdülhamit'i model alanların inşasına çalıştığı seçimli mutlakıyet rejimi için CHP'ye butlan atandı.
Jöntürk hareketi ve siyasi teşekkürlü İttihat ve Terakki'nin öncüsü olduğu Türk aydınlanması, Türk modernleşmesi ve Türk uluslaşmasının temsilcisi ve mirasçısı olan ve 1908'de başlayan Türk Devrimini laik cumhuriyet ile zirveye ulaştıran CHP, butlan ile cumhuriyeti başımıza geçirme projesinin aparatı yapılıyor. Buna rıza üretmek için, butlan 'devlet aklı' ile örtülmeye, İttihatçılık 'fail' gösterilmeye çalışılıyor!

13