Yazar, Türkiye'nin Kosova'yı play-off finalinde geçerek 2026 Dünya Kupası'na katılmayı başarmasını coşkuyla kutlamaktadır. Bunu söyleme nedeni, 24 yıllık beklemenin ardından bu başarının milletin hasretini dindiğini düşünmesidir. Yazının kilit argümanı, Montella'nın isabetli 11 tercihi ve 68. ve 83. dakikalardaki taktik müdahaleleriyle (5-4-1 sistemine geçiş) maçı kontrol altına aldığıdır—peki böyle başarılarda bireysel teknik kararlar mı, yoksa oyuncuların kolektif performansı mı belirleyici olmalıdır?
1954'te İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'nda ilk deneyimi yaşayan Türkiye, 48 yıl sonra G.Kore ve Japonya'da yapılan 2002 Dünya Kupası'nda 3. olarak fantastik bir 2. deneyim yaşamış ve yaşatmıştı. Ancak Türk Milli Takımı 24 yıl aranın ardından dün Kosova'yı play-off final maçında geçerek 2026 Dünya Kupası'na kalmayı başardı ve Türk Milleti'nin hasretini dindirdi.
Bazı zamanlar vardır. Amasız, fakatsız, orantısız başarıyı övmek gerekir. Böyle bir günde Montella ve takımın oyununu eleştirecek hiç değilim. Gemiyi ve üstümdeki Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızı Amerika limanına sağ salim ulaştırmasıyla ilgileniyorum. ABD'den Kanada'ya oradan Meksika'ya nasıl görkemli dalgalanacağını hayal ediyorum.
Tebrikler Montella, tebrikler Bizim Çocuklar, teşekkürler TFF yönetimi ve emeği geçen herkese teşekkürler... Gönülden kutluyorum ve bu başarıyı bize yaşatan, Türkiye'ye yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Dün gece Kosova'daydım. Fadıl Vokrri'nin tribünlerindeydim. Hava şartları zor, ortam gergin ve rakip çok motiveydi.
Kenan Yıldız bir başka parladı. İsmail her yerdeydi. Asistin sahibi Orkun

55