Havada alarm var ama yine de mutlular

Dün Helsinki ve Stockholm'de giderek artan Rusya korkusunu yazmıştım.

Halkın üzerindeki tedirginliği. Ukrayna'ya yağan füzelerin etkisini,

Helsinki'de verilen hava alarmını; sığınaklara ayarlı hayatları anlatmıştım.

Bu yazıya ise yine Stokholm'de şöyle başlıyorum: "Ama yine de mutlular..."

Eski şehirde gezerken duyduğum rengarenk kahkahalar;

Adalar arasındaki vapurda bebekleriyle şarkılar söyleyen anneler;

Nobel binasının önünde çalınan akordiyon, iskele kafelerindeki güler yüzlü sohbetler;

Ve Strampe'den gelen blues tonlarını duyunca;

İşte böyle bir atmosferde mırıldanıyorum: "Şehirlerin altında sığınaklar var. Rusya korkusu var. Hava alarmları var. Ama yine de mutlular."

Şimdi ekonomiden siyasal yapılanmalara kadar onlarca analiz yapılabilir.

Haberin Devamı

Son dönemde artan çete savaşları konuşulabilir. Ama benim için önemli olan; o sokaklarda gördüğüm

"Mutlu olma kültürü"dür.

Kültür derken de...

Geniş kaldırımlarda araba çarpma korkusu olmadan yürüyebilmekten,

Otomobillerin yayalara saygı duyduğu geçitlerden,

Muhteşem ve yemyeşil parklardan,

Sabah binlerce insanın işlerine gittiği bisiklet yollarından söz ediyorum.

Birlikte yürüdüğüm TBMM Başkanlık danışmanı değerli dostum Cumhur Kaygusuz şöyle özetliyor:

-Bu bir 'kamusal alan huzuru'dur.

Bu kavrama takılıyorum: "Kamusal alan huzuru."

İnsanın birlikte yaşama mutluluğu başka nasıl anlatılabilir

Huzur ve kültür derken de...

Kamusal alanda birinin ötekine duyduğu saygıyı, sıraya girme kültürünü söylüyorum.

Sahte bal üretmeyi uyanıklık sayanların ayıklandığı o ahlakı.

Hormonsuz domatesleri, çayın çay gibi, kahvenin çamur gibi olmadığı esnaf ahlakından söz ediyorum.

Enflasyon bahanesiyle elindeki mala fahiş zam yapanların elendiği kültürü anlatıyorum...

Daha net anlatırsam:

Sözünü ettiğim şey;

Bireysel ahlakın toplumsal huzuru sağlamasıdır.

Birbirine güvenmenin ahlakıdır.

İşte bu yüzden Rusya'nın tehditlerine rağmen,

Tehlikenin kıyısında ama yaşam katsayısında,