Halep çatışmalarında SDG-PKK için yol ayrımı

Halep'te yaşanan çatışmalarla ilgili yapılan açıklamalara bakıyorum.

Gerek üslup gerekse içerik açısından KCK/PKK/Kandil kaynaklı açıklamalar keskin ve direnişten yana.

SDG yönetiminden gelen açıklamalar ise daha "uzlaşmacı" ve anayasal statüden yana gözüküyor.

Dahası SDG yönetimi, ABD ve Türkiye ile temasta olmayı tercih ediyor.

Örnek mi

İşte SDG Komutanı Mazlum Abdi'nin açıklaması: "Uluslararası tarafların arabuluculuğuyla Halep'teki halkımızın haklarına yönelik saldırıları ve ihlalleri durdurmak için bir anlaşmaya vardık. Bu anlaşma, ateşkesin sağlanmasını ve şehitlerin, yaralıların, mahsur kalan sivillerin ve savaşçıların Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden Kuzey ve Doğu Suriye'ye güvenli bir şekilde çıkarılmasını öngörmektedir."

SDG'den gelen bu açıklamaya karşı PKK/KCK'dan gelen açıklama çok sert ve farklı: "Halep'te DEAŞ'ı yenen Kürtlere, Suriye rejimi ve Türk devletinin yeni ortak planıyla saldırması ikinci bir DEAŞ saldırısıdır. Bu saldırıları cihadist saldırı olarak görmek ve Halep Halk Meclisi'nin kararını DEAŞ'a karşı direniş iradesi olarak görmek gerekir."

Haberin Devamı

DİKKAT ÇEKEN FARKLAR

Dikkat edilince PKK/KCK, Suriye ordusunu DEAŞ olarak tanımlıyor. Türkiye'yi destek olmakla suçluyor.

Bir anlamda Suriye merkezi yönetimini düşmanlaştırıyor. Terörist DEAŞ olarak yorumluyor.

Buna karşılık SDG yönetimi ileride yönetimde yer almayı planladığı için daha diplomatik bir açıklama yapıyor. Suriye ordusunu suçlamıyor.

Türkiye'yi karşısına almayan bir açıklama yapıyor. Ayrıca "uluslararası tarafların arabuluculuğu" derken ABD ve Türkiye'nin çabalarını meşrulaştırıyor.

Yalnızca bu farklar bile PKK/KCK ile SDG'nin ciddi bir yol ayrımına girdiğini gösteriyor.

Bütün bunlara çatışmaların son günlerine doğru "asayiş" adı altında bir açıklama yapanlar, "fedai" olarak tanımladıkları bombalı intihar eylemcilerinin isimlerini sayıyor. Yani, "terör yöntemleri"ni devam ettirdiğini gösteriyor. Bu açıklamanın ardında Kandil/PKK/KCK'nın olduğu tespitleri yapılıyor.

Ankara'daki bazı kaynakların açıklamaları bu ayrışmayı doğruluyor.

Açıklama ve iddiaları maddeler halinde şöyle özetleyebilirim:

Haberin Devamı

1-"SDG yönetimi (Mazlum Abdi ve İlham Amed) uzlaşıya açık bir tavır sergiledi.

2-"Suriye ordusunun Şeyh Maksud'un tümünde kontrolü sağlamış olmasına rağmen hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşen PKK kadroları, sivil halkı ve hastaneleri canlı kalkan olarak kullandı."

3-Harekâtın ilk aşamalarında ciddi bir çatışma yaşanmazken, Şeyh Maksud mahallesi kuşatıldıktan sonra Kandil yönetiminden bölgede sıkışan unsurlarına 'kalın ve savaşın' talimatı" geldi.

Yalnızca bu iddia bile SDG yönetiminin uzlaşma görüşmeleri yaptığı saatlerde PKK/KCK'nın "kalın ve savaşın" dediği gibi bir sonucu gösteriyor.

Bunlara "iddia" diyoruz ama tahminim odur ki;

Bölgede 7/24 müthiş bir çalışma yapan istihbarat elemanlarının gözlemleridir bunlar.

Haberin Devamı

Geçen yazımda bölgede çok ciddi "istihbarat çalışmaları" yaşanacağını, MİT'in görev yoğunluğunun artacağını zaten yazmıştım.

Okyanus ötesinden CIA oradaysa... MOSSAD oradaysa...

En uzun sınırımız olan Suriye'de, MİT'in elbette sahayı boş bırakması beklenemezdi.