Mesele laiklik değil, dertleri İslam

Laikliği bize ortaokuldan beri anlatıyorlar... Tarifini de 'Din işleriyle devlet işlerinin ayrılması' diye öğretiyorlar... Türkiye, anayasası gereği laik bir ülke. Bu tarife göre de din ve devlet işleri zaten ayrı. Yasalarımızı TBMM yapıyor. İnsanların laik olma gibi bir zorunluluğu yok. Kim neye isterse inanır, ibadetini yapar, karışan da yok zaten.

Bu ülkede her dinden insan yaşıyor, ibadetlerini özgürce yerine getiriyor. Mabedler açık. Hiçbir şeye inanmayanlar da bunu açıkça söylüyor zaten. Bir yandan din ve vicdan hürriyeti, dinde zorlama olmayacağı da İslam'ın temel kurallarından. Herkesin iman ve inkar seçeneği var. İnancımıza göre insanların cehenneme gitme özgürlüğü de var, cenneti ve doğru yolu seçme özgürlüğü de. Dolayısıyla ülkemizde Müslümanların başkasının inancıyla sorunu yok. Ama kendilerine 'laik' diyen ve her devirde menfaatlerine dokunulunca ortaya çıkan bazı isimlerin rahatsızlıkları var. Onlara bakalım biraz. 168 'aydın,' 'gazeteci,' 'akademisyen,' değişik isimler bir bildiri yazmışlar, bir süredir tartışılıyor.

Okullarda Ramazan ayı münasebetiyle yapılan etkinliklerden rahatsızlarmış... Ramazan, inansın inanmasın, oruç tutsun tutmasın, bizim insanımız için ayrı bir iklimi olan, herkesin memnuniyetle karşıladığı bir ay. Bu ülkede yüz yıllardır aynı gelenekler devam edip gelir ve kimse bunu sorun yapmaz. Çocukların da bu kültürü tanımasının laiklik ile ne ilgisi var Okullarda Ramazan köşeleri açılmış, süslemeler yapılmış. Önceki gün sohbet ettiğimiz İstanbul Valisi Davut Gül de bilgi verdi, "Çocuklarımız bu etkinliklerden çok mutlu, velilerimiz memnun..." dedi.

Şimdi bu 168 kişinin ve o zihniyetin 'rahatsızlığı nedir' diye baktığınızda, "dini bir ay, okullarda tanıtılmasın" çünkü 'laikliğe aykırı' dediklerini görüyoruz. Şimdi bu arkadaşlara sormak lazım... Madem dini günler okullarda tanıtılınca 'laiklik elden gidiyor...' Noel kutlanırken, Noel yortuları yapılırken neredeydiniz Okullarımıza asılan Noel baba (Aziz Nikolas) resimleri 'dini sembol'