Mekke mesajı kimlere ulaştı

Dün sessiz sedasız bir şekilde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında bir anlaşma imzalandı... Bazen tarihin yönünü değiştiren gelişmeler büyük gürültülerle değil, sessiz sedasız gelir. Tören sessizdi, davulla zurnayla gelmedi ama yankısı çok gürültülü olacak... Özellikle İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi üçgeninde... Gelen ilk tepkilere bakıldığında zaten panik, korku, endişe başlamış durumda. Aylardır altyapısı oluşturulan tarihi bir ittifaktan bahsediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen bu görüşmeler, sonunda tüm dünyada ses getiren, bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden belirleyecek bir anlaşmayla sonuçlandı... Bu sonuç Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yürüttüğü liderler diplomasisinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiş oldu.

Ve bu anlaşma, bölgeyi de yakından ilgilendiren 'Terörsüz Türkiye' sürecinde önemli bir adım attığımız döneme rastladı. Kurulan ittifak ile terörle mücadele de iş birliği yapılacak alanlardan birisi oldu. Burada üç ülkeyle bitecek bir ittifaktan bahsetmiyoruz. Bölge ülkelerinin, hatta Azerbaycan'ın da katılabileceği, giderek gelişmeye açık olan bir anlaşma gerçekleşti. Çünkü bu anlaşma yalnızca üç ülkenin güvenliğini değil, Orta Doğu'nun veİslam coğrafyasının gelecekteki güvenlik mimarisini ilgilendiriyor.

Bölgedeki dengeleri yeniden inşa ediyor. Ve dünyaya çok açık bir mesaj veriyor: "Bu coğrafyanın güvenliğini artık bölge ülkeleri sağlayacak."

3 ÜLKE 3 BÜYÜK GÜÇ

Şimdi masanın etrafındaki ülkelere bakalım. Türkiye... Güçlü ordusu, gelişen milli savunma sanayii, İHA ve SİHA teknolojileri, füze ve hava savunma sistemleriyle dünyanın en önemli askeri güçlerinden biri. Pakistan... Yaklaşık çeyrek milyarlık nüfusu, güçlü ordusu ve hepsinden önemlisi nükleer kapasitesi ile caydırıcı bir güç.

Suudi Arabistan... Enerji kaynakları, sermaye gücü ve İslam dünyasındaki ağırlığıyla küresel sistemin önemli aktörlerinden biri. Bir tarafta askeri ve teknolojik kapasite... Bir tarafta nükleer caydırıcılık... Diğer tarafta enerji ve finansal güç... Bunları aynı güvenlik mimarisinin içerisinde düşündüğünüzde ortaya çıkan tablonun neden dünya başkentlerinde dikkatle izlendiği daha iyi anlaşılıyor. NATO'nun en büyük ordularından birine sahip Türkiye'nin askeri ve teknolojik kapasitesinin, nükleer güç Pakistan ve ekonomik dev Suudi Arabistan ile aynı savunma mimarisinde buluşması, bölgedeki bütün hesapları değiştirecek.

BAŞKASININ KORUMASINA GÜVENME

Orta Doğu ülkeleri onlarca yıl güvenliklerini büyük ölçüde ABD ve Batı'nın oluşturduğu sistemler üzerinden sağlamaya çalıştı. Fakat son dönemde yaşananlar şu soruyu giderek daha yüksek sesle sordurdu: "Bir kriz anında bizi gerçekten kim koruyacak" Gazze'den Kızıldeniz'e, İran ile yaşanan gerilimlerden Körfez güvenliğine kadar birçok gelişme bölge ülkelerine önemli bir gerçeği gösterdi.

Türkiye'nin de öteden beri ortaya koyduğu tezi de teyit etti... "Kendi güvenliğiniz için başkasına bağımlıysanız, aslında tam anlamıyla güvende değilsiniz."