Enerjinin merkezi

Aylardır enerjiyi konuşuyoruz. Öyle görünüyor ki, dünyanın da Türkiye'nin de ana gündem maddelerinden birisi enerji olmaya devam edecek. Savaşlar, uluslararası ilişkiler, krizler enerji temelli oluyor. Ekonomiyi konuşurken de enerjiden başlayarak değerlendirmeler yapılıyor.
Maliyetleri de üretimi de yatırımı da belirleyen yine enerji...


Bu noktada dünyanın gözü yarın İstanbul'da yapılacak 2'nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026)'de olacak.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yapması da bekleniyor. Peki Türkiye küresel enerji denkleminin neresinde... Önceki gün doğalgaz konusunda attığımız adımları bu köşeden paylaşmıştım.


Bugün de petrolden bahsetmek istiyorum. Aslında bugün Türkiye'nin enerjide söz sahibi olarak, oyun kurucu pozisyonuna gelip bir merkez halinde olmasının temelleri 10 yıl önce atılmıştı. Dönemin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı "Milli Enerji ve Maden Politikası" hamlesi sayesinde bugün yaşanan enerji savaşları karşısında kendimizi korumayı başarıyoruz. Ortaya konulan bu vizyon ile küresel enerji satrancında oyun kurucu konuma geldik...


Sayın Albayrak, bu yeni paradigma değişimini, "enerjide bağımsızlık" olarak açıklamıştı. Strateji; Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlamak, dışa bağımlılığı azaltmak, yerli ve yenilenebilir kaynakları azami oranda devreye sokmak hedeflerine dayanıyordu. Ortaya konulan hedeflere bakıldığında, bugünlerde yaşanan enerji savaşlarının o tarihlerden görülmüş ve tedbir alınmış olduğunu gösteriyordu. 10 yıl önce milli sondaj gemilerinin müjdeleri veriliyor, doğalgaz ve petrol keşiflerinin işaret fişeği de yakılıyordu. Depolama kapasitesinin artırılacağı duyuruluyordu.


Bakan Berat Albayrak bugün çok daha iyi anlaşılan petrol ile ilgili hedefi de açıklamıştı: "Türkiye, petrol depolama noktasında istediğimiz düzeyde değil. Hedef, 5 milyon ton depolama kapasitesi. Çok hızlı bir coğrafi konumlandırmayla, yaşanabilecek en ufak bir krizde Türkiye'nin içeride sıkıntı yaşamaması için bu adımı hayata geçireceğiz..." Bu hedefle yola çıkan Türkiye'de depolama kapasitesi bugün 8 milyon tonu aşmış durumda. Bu da 50-60 milyon varil petrol demek. Geçen süreçte Türkiye doğalgaz keşiflerinin yanında petrolde de önemli ilerlemeler kaydetti.


ADIM ADIM BAĞIMSIZLIK


Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'ndan aldığımız bilgilere göre bu gelişmeler şöyle:
Petrolde 2021 yılında Şırnak'ın Gabar bölgesinde gerçekleştirilen keşif, Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti.
Türkiye Petrolleri, Cudi- Gabar Bölgesinde, 2021 yılında Şehit Esma Çevik, 2022 yılında Şehit Teğmen Akdeniz, 2023 yılında Şehit Aybüke Yalçın, 2024 yılında Mehmet İrfan Güler, Bulmuşlar, Bülent Sadioğlu ve 2025 yılında Ağaçyurdu sahasında ham petrol üretimine başladı.
5 yılda 50 milyon varilin üzerinde ham petrol üretildi.
2025 yılında TPAO'nun ham petrol üretimi, yaklaşık 44 milyon varile ulaşarak rekor kırmıştır. Bu rekor üretimin 27,6 milyonluk kısmının Gabar sahalarından sağlanmış olması, söz konusu sahaların ülkemizin enerji arzına sunduğu katkının giderek arttığını ortaya koymaktadır.
Güncel olarak, TPAO'nun yurt içi ve yurt dışı toplam üretimi 280 bin varil bandına ulaşmıştır. Toplam üretimin yüzde 63'lük kısmı (174 bin 928 vpe) yurt içi üretimden karşılanmaktadır.
Ankonvansiyonel yöntem ile Türk petrol ve doğal gaz aramacılığında, yeni bir dönemin kapıları aralanmaktadır. Bu yöntem ile kayaların içine sıkışmış petrol veya doğal gazı üretme teknolojisi, ülkemizde hayata geçirilecektir.
Bu kapsamda, Diyarbakır'da 4 saha belirlenmiştir. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 24 kuyuda çalışma yapılması planlanmıştır.