Zengin 'çatı'ların fakir bekçileri

Başta madencilik olmak üzere tarımdaki plansızlığı da ortaya koymak için "Zengin toprakların fakir bekçileriyiz" ya da "Zengin toprakların fakir bekçileri olmayalım" benzeri özlü sözler meşhur olmuştur.

Aynı kıyaslama derelerimiz, denizlerimiz ya da yaylalarımız için de kullanılabilir. Bir yanda akan temiz dereler varken öte yanda bazı şehirlerimiz içme susu sıkıntısı çeker. Benzer şekilde ülkemizin neredeyse dört bir yanı denizlerle kaplı olduğu halde balık yemeye hasret kalırız. Bütün bunlar sahip olduğumuz imkanların farkına varmamaktan ya da bu imkânlardan istifade edememekten kaynaklanır.

Meğer, benzer bir durum "çatı"larımız için de geçerliymiş. Türkiye'deki çatıların yaklaşık 120 gigavatlık güneş fotovoltaik (PV) kapasitesi kurulum potansiyeline sahip olduğu ve bunun hayata geçirilmesi halinde ülkenin elektrik talebinin yüzde 45'inin yalnızca "çatı tipi güneş enerjisi"nden karşılanabileceği hesaplanmış.

İlgili haberde şu bilgiler var: "Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan 'Türkiye Enerji Politikaları İncelemesi Raporu'na göre, çatı tipi güneş enerjisinin yaygınlaştırılması, elektrik üretiminin daha fazla noktaya dağıtılmasını sağlayarak enerji sisteminin merkezi yapısının azaltılmasına ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının artırılmasına imkan sunuyor. Bu model, aynı zamanda enerji üretiminde sübvansiyonlara bağımlılığın azaltılması ve tüketicilerin kendi elektriğini daha uygun maliyetlerle üretmesi açısından da önemli bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin en yüksek çatı tipi güneş enerjisi potansiyeline sahip 3 ili ise nüfus bakımından ülkenin en büyük şehirleri olan İzmir, İstanbul ve Ankara olarak öne çıkıyor. Rapora göre, çatı tipi güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması yalnızca yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması açısından değil, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi bakımından da önem taşıyor." (aa.com.tr, 9 Eylül 2026)