Yazı, Türk medyasının müstehcen ve şiddet içerikli yayınlarının toplum, özellikle gençlik üzerindeki olumsuz etkisini eleştirerek, iş dünyasının bu yayınlara verdiği reklam desteğini kesmesi gerektiğini savunuyor. Yazar, medya kontrolünün siyasi değil içerik temelli olması ve etik sorumluluğun devreye girmesi gerektiğini vurgularken, reklam kesintisinin gerçek bir çözüm olup olmayacağı sorusu açık kalıyor.
Her ne kadar TV'lerin ölçüsüz, kontrolsüz, müstehcen ve "kötülükleri masum gösteren" yayınlarını eleştiriyorsak da asıl hizaya çekilmesi gerekenin bütün medya vasıtaları olduğu bir gerçektir.
Yabancı ülkelerde yaşandığında bile şok olduğumuz "okul baskını ve silâhla okul tarama" hadiselerinin ülkemizde de meydana gelmesi tehlikenin çok yakınımızda olduğunu anlatmış oldu.
Tabiî ki her türlü medya vasıtasını "hizaya çekmek" de yanlış anlaşılmamalı. Türkiye'yi idare edenlere sorulsa medyanın kendi kontrolleri altında olduğun söyleyeceklerdir. Elbette siyasî anlamda medya kontrol altındadır, ama esas mesele yayınların muhtevasının "iyi" olup olmadığıdır. Hatta ve hatta medyanın siyasî anlamda kontrol altında olması o ülkenin ve vatandaşların menfaatine değildir. Türkiye'de medya idarecilere şirin görünüp, öte yandan her türlü "kötü" yayını yapabiliyor. En çirkin, en müstehcen sabah programları ve diziler acaba hangi kanallarda yayınlanıyor Bu çirkin dizi ve programları yayınlayanlar Türkiye'yi idare edenlerle sıkı fıkı değil mi Türkiye'yi idare edenlere "Gözünün üstünde kaşın var" demeyen her türlü medya vasıtası, milletin değerleri aleyhinde yayın yapabiliyor ve şimdiki idareciler için problem teşkil etmiyor. Ara sıra dile getirildiği üzere düşünün ki eskiden çekilen bir filmde sigara içilen bir sahne varsa o sahne "kurallar" gereği buzlanıyor, gösterilmiyor, karartılıyor; ama aynı dizi ya da filmde silâhla adam öldürme sahneleri rahatça millete izlettiriliyor. Sigarayı zararlı görüp de silâhı, ateş etmeyi, yol kesme ve benzeri sahneleri "zararsız" gören bir anlayışla Türkiye huzura ve sükuna kavuşabilir mi Sosyal politikalarla ilgilenen idareciler bu manzarayı hiç görmüyorlar mı Evlerinde aileleriyle birlikte izlediklerini tahmin ettiğimiz bu "çirkin dizi ve sabah programları"ndan hiç mi rahatsızlık duymuyorlar Bu çirkinliklere karşı tedbir almak için bunca yıl, bunca hadisenin yaşanmasını beklemek mi icap ediyordu
TV'ler başta olmak üzere benzer çirkin yayınlara imza atan medya kuruluşları bu dizi ve sabah kuşağı programlarının çok izlendiği için devam ettirildiğini ileri sürüyorlar. Peki çok izlenme ve "tık" uğruna çocukların, ailelerin ve gençlerin madden ve manen katledilmesine seyirci kalınabilir mi

20