Ülkemizin, bölgemizin ve dolayısı ile dünyanın menfaati; haktadır, hukuktadır, barıştadır. Savaş, mecbur kalınca müracaat edilen bir yol olmalı. Dolayısı ile kim savaşı körüklüyorsa ona itiraz ve kim barışı tavsiye ediyorsa ona destek vermek icap eder.
Komşumuz Suriye'de yaşananlara kesin teşhis koymak tecrübe gerektirir. Değil bir ayda, bir hafta ve hatta bir günde şartların değiştiğine şahit olunuyor. Bunun bir sebebi de 'dışardan üfleyenler'in çok olması ile izah edilebilir.
Bu hususta söylenmesi gereken ilk söz ve son söz değişmez: Her ülke adil olsun, insanlar barış içinde yaşasın. Barış isteyenlere bütün insanlık ve liderler destek olsun.
Suriye'deki hadiseler gündemi meşgul edince çok az bilinen ve hatta bilinmeyen 'bilgi'ler de hatırlandı. Mesela, bir 'eski' bir haberde şu bilgiler var: "Suriye'de Kürtler statüsüz yaşıyor. Hâlâ Suriye vatandaşı olmayan Kürtler, ecnebî sınıfında yer alıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinin iç hukukunda olmayan bir vatandaşlık uygulaması sadece Suriye'de uygulanıyor. Hâlâ vatandaşlık statüsü olmayan 380 binin üzerinde Suriye Kürt'ü ecnebî statüsünde yaşıyor. Suriyeli Kürtlerin, hiçbir insanî, demokratik, hatta ekonomik (mal edinme) hakkı bulunmuyor. Devlet malları Kürtlere zamlı olarak satılıyor. Bazı Kürt ve Arap internet sitelerinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Kürtlerin hak ve hukuklarının verilmesi için yeni bir yasa taslağı hazırlığı içinde olduklarını vurgulayan açıklamalarının yayınlandığı ileri sürüldü. Suriye'nin çeşitlilik arz eden etnik yapısının yüzde 18'ini Kürtler, yüzde 6'sını Ermeniler, yüzde 2'sini Türkmenler, yüzde 4'ünü Rumlar ve Yahudîler, yüzde 1.5'ini erkezler, yüzde 2.5'ini Dürziler, yüzde 65'ini Araplar oluşturuyor." (yenisafak.com, 14 Eylül 2008)
Benzer şekilde bir 'eski haber' daha: "Suriye Devlet Başkanı Beşar El Esad, yarım yüzyıldır vatandaşlıkları ellerinden alınan 'yabancı kategorisindeki' Kürtlere vatandaşlıklarının geri verilmesini öngören bir kararı onayladı. Sana haber ajansına dayandırılan habere göre, Beşar El Esad, Haseki vilayetinde 'yabancı olarak' kayda geçen kişilere vatandaşlıklarını geri veren kararı onayladı. Sana, 'Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad Haseke yabancılar nüfus siciline kayıtlı olanlara Suriye Arap uyruğu verilmesini öngören 49 sayılı yasama kararını onayladı' dedi. Bu tedbirin sayıları yaklaşık 300 bin olan kişileri kapsadığı belirtiliyor. Ancak kayıtlara geçmeyen ve Mektum olarak adlandırılan binlerce kişinin durumunun ne olacağı bilinmiyor. 1962 yılındaki nüfus sayımı sonrasında kimliksiz bırakılan Kürtlerin sayısı bugün 300 bini aştı. Kimliksizlik yıllar içinde baba ve anneden çocuklara da geçince bu sayı giderek arttı. Ülkede vatandaş olmayan Kürtler de iki kategoriye ayrılıyor. Vatandaşlık hakları ellerinden alınanlara turuncu rengi bir kimlik verilirken, 'yabancı' muamelesi görenler ise tamamen kimliksiz. 1962 sayımının ardından kimliksiz bırakılan Kürtlerin, mal varlığına da el konulmuştu." (haber.sol.org.tr, 7 Nisan 2011)

21