Suları tersine akıtın!

Sular tersine akmaz, ama her dönem bunu deneyenler olmuştur. Günümüzde de fıtrata aykırı taleplere bulunan siyasetçi ya da idarecilere rastlanıyor.

İslâm dünyasının, Türkiye'nin ve dolayısı ile dünyanın bir gerçeği olan "cemaat"lere karşı kimi insanların takındığı tavır bir bakıma "suları tersine akıtma arzusu"na benziyor. İlk defa değil, ama bir defa daha bir siyasetçi katıldığı bir TV programında "Bütün cemaatler kapatılsın" demiş.

Türkiye ve dünya gerçeklerinden bu kadar uzak bir değerlendirme yapan siyasetçinin ya da siyasetçilerin milletin dertlerine derman olma imkan ve ihtimali var mı

Cemaatler, özü itibarıyla gönüllülük esasına dayanan yapılardır. Kalben ve fikren kurulan birliklerin emirle ya da kararla kapatılmasını talep etmek eşyanın tabiatına aykırı olmaz mı

Tabiî ki cemaatlere 'düşman'lığın altında 28 Şubat 1997 sürecinde ortaya konulan tavır vardır. Tarihler, kişiler ve konular değişse de hadisenin özü değişmiyor. 28 Şubat sürecinde bütün cemaatler itham altında bırakıldı ve insanlar başka yerlere yönlendirildi.

Elbette her insanın ve her 'yapı'nın hataları olur. Ancak birinin hatasıyla başkanını mesul tutmak anlaşılabilir mi Cemaatlerin millet nezdinde itibar kaybetmesinin mühim bir sebebi de, 25 yıldır iktidarda olanların yaptıkları hatalardır. "Cemaatlere ihtiyaç yok, Diyanet var" anlamındaki tavır ve insanların cemaatlerden uzaklaşmasına yol açtı. Şunu da unutmamak gerekir ki, cemaat aleyhinde olanlar sadece "mütedeyyin olmayan"lar değildir. Aksine, "cami cemaati" de cemaatler aleyhine geçirilmiş durumdadır. Buna da maalesef iktidardaki idarecilerin yorum ve değerlendirmeleri sebep olmuştur.