Seferberlik vakti

Aile, çocuk ve gençlik konuları yeteri kadar gündeme gelemese de uzun dönemde ülkemizi çok yakından ilgilendiren bir konu. Resmî açıklamalara da yansıdığı üzere evlenenlerin sayısı azalırken, boşanmalar artıyor. Maalesef çocuklarımız maddi ve manevi tehlike ve tehditler karşısında korumasız.

Geçmiş yıllarda Avrupa ülkeleri için söz konusu olan tehlikeler, artık kapımızı çalmış durumda. Kötü alışkanlıklara başlama yaşı ilkokul seviyesine indiğine göre tedbir almakta çok geç kaldığımız anlaşılmıyor mu

Ülkemiz ve idarecileri, 'genç nüfus'a sahip olmakla haklı olarak övünüyordu. Hatta "Avrupa yaşlandı, bize muhtaç olacak" diyenler çoktu. Hal ve gidişe bakılırsa artık genç nüfusa sahip olmaktla da övünme imkânı kalmıyor. Eskiden başkaları için tehdit olan durum, şimdi Türkiye için de büyük bir dert olmak üzere.

Birleşmiş Milletler (BM) ve TÜİK'in projeksiyonlarını paylaşan idarecilerimiz, Türkiye'yi bekleyen tehlikeyi şu sözlerle anlatmışlar: "Birleşmiş Milletler'in çok düşük senaryosuna göre, mevcut eğilimler devam ederse Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 milyona kadar gerileyecek. TÜİK'in düşük senaryosuna göre ise 54 milyona gerileyecek. Bu düşüş sadece demografik bir veri değil; ekonomiden sosyal yapıya, çalışma hayatından milli güvenliğe kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen bir gelecek meselesidir." (karar.com, 9 Ocak 2026)

Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç de, yaklaşan tehlikeye dikkat çekerken şöyle demiş: "Dünyanın içinde bulunduğu bağımlı dalga sebebiyle ülkemiz de etkileniyor ve bu yük sadece devletimize, Yeşilay'ımıza bırakılamaz. Her birimizin bu yükün kaldırılmasına emek vermesi, destek olması gerekir ve bugün tam vaktidir. (...) Esasında bağımlılık meselesi, bağımsızlık meselesidir. Meseleyi ele alırken 'devletimiz, Yeşilay'ımız veya şu kuruluşumuz yapsın' demek olmaz. Seferberlik mantığıyla herkesin elinden geleni yapmak zorunda olduğu gerçek. (...) ünkü sadece Türkiye'de değil dünyada da büyük bir bağımlılık dalgası var. Dolayısıyla bağımlılık meselesini basitleştirmemek, günübirlik hale getirmemek, önemsiz göstermemek lâzım. Bağımlılık olayı büyük bir problem. Sadece ülkemiz değil dünyanın bir problemi olarak üzerimize üzerimize gelen bir problem." (AA, 8 Ocak 2026)