Ekonomi ile "hak, hukuk ve adalet" arasındaki ilişki ne hikmetse ülkemizde pek de gündeme gelmiyor.
Türkiye'yi idare edenlere göre bunların arasında doğrudan bir irtibat yok. Aksini düşünmüş olsalar ekonomiyi düzeltmek için önce "hak, hukuk ve adalet"i tesis ederek işe başlamaları icap etmez miydi
Almanya'da yapılan bir araştırmaya göre ise, iş dünyasındaki yöneticilerin dörtte üçünden fazlası, şirketlerinin ekonomik başarısının istikrarlı bir demokrasiye bağlı olduğunu düşündüklerini ortaya koymuş. Tabiî ki araştırmada ifade edilen "demokrasi"nin aynı zamanda "hak, hukuk ve adalet"in tecellisi olduğu her halde ayrıca izaha ihtiyaç bırakmaz.
İlgili haberde şu bilgiler var: Kamuoyu araştırma grubu YouGov tarafından Avrupa Hareketi Almanya adına gerçekleştirilen anket kapsamında Almanya genelinde 505 şirket yöneticisiyle görüşüldü. Ankete katılanların yüzde 78'inin, şirketlerinin geleceğiyle demokratik istikrar arasında bir bağlantı gördüğünü ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 44'ü, istikrarlı bir demokrasiyi, uzun vadeli plan yapabilme imkânı, yatırım ve ekonomik kalkınma için önemli bir ön şart olarak tanımladı. Yüzde 9'luk kesim ise istikrarlı bir demokrasiyi, şirketleri için kritik önemde bulduklarını belirtti. Yöneticilerin yüzde 25'i, istikrarlı bir demokrasinin, istikrarlı bir iş ortamının parçası olması gibi nedenlerle şirketler açısından dolaylı olarak önem taşıdığı görüşünde. Katılımcıların yalnızca yüzde 17'si "demokratik istikrarın öncelikle toplum için önemli olduğu, ancak bir şirketin ekonomik başarısıyla pek ilgisi bulunmadığı" görüşüne iştirak etti. Birleşik Avrupa fikrini destekleyen ve herhangi bir partiyle bağlantısı bulunmayan bir ittifak olan Avrupa Hareketi'nin anketinde, katılımcılara, demokratik ilkeleri sorgulayan siyasî parti veya aktörlerin siyasî etkisinin şirketlerinin ekonomik başarısı açısından ne ölçüde risk oluşturacağını da sordu. Şirket yöneticilerinin yüzde 62'si bunu bir risk olarak gördüğünü, yüzde 29'u ise görmediğini ifade etti. (dw.com/tr, 14 Haziran 2026)

17