Köprüler satılsın mı

Vardı, yoktu, olurdu, olmazdı derken köprü ve otoyolların satışı için karar alındığı Resmi Gazete'de yer aldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı iktidar cenahını temsilen, köprü ve otoyolların mülkiyetinin devlette kaldığını, yapılan işlemin satış değil işletme hakkının devri olduğunu belirtmiş.

İyi de mesele kelime oyunları ile savunulacak bir konu değil ki Yapılan işlemin adı ne olursa olsun, devlet ve millet düzenli bir gelirden mahrum olacak. Yani taksitle ve her gün, her ay olan düzenli gelirden vazgeçilecek ve onun yerine daha az ama 'peşin para' alınmış olacak. Aylık maaşla çalışan birini düşünün. Yılda 300 bin lira geliri olsun. Aylara bölünmüş bu gelirini peşin olarak 100 bin lira veren bir zengine devrettiğini düşünün. Bu satışta kar var olur mu

Türkiye'yi idare edenler de bu işlemle elde kalan, çok eskiden yapılan köprü ve otoyolların 35 yıllık gelirini "peşin ama az para veren"lere devretmiş ve satmış olacak. Şimdi bu iş ve işleme "satış" değil de "işletme devri" demekle mesele vuzuha kavuşmuş mu oluyor Neticede bu "işletme devri"nden milletin menfaatim mi var yoksa zararı mı Otoyol ve köprülerin işletme devrini satın alacak "zengin"lerin geçiş ücretlerini keyfi olarak artırmayacağını kim garanti edebilir

Hatırlanacağı üzere "devletin, milletin cebinden ve kasasından tek kuruş çıkmayacak" denilerek yapılan "Yap-İşlet-Devret" (YİD) modeli bile milletin aleyhinde işledi. ünkü bu projeler için "geçiş garantisi" verildi ve bu garantiler tutmayınca aradaki farkı millet dolaylı olarak ödemiş oldu. İşin en başında böyle olacağı belliydi ve bu mesele dile getirildiği halde iktidar ikazları dikkate almadı. Neticede mesela Osmangazi Köprüsü'nden geçen de geçmeyen de pişman olur hale geldi. (Osmangazi Köprüsü'nün 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olan tek yön geçiş ücreti otomobiller için 1.170 TL'dir. Bakınız: kgm.gov.tr, erişim: 6 Eylül 2026) İktidarın en çok övündüğü yol ve köprü meselesi millet için büyük bir fatura anlamına geldi. Öyle ki, bu yollardan geçen araçlar, akaryakıt fiyatından daha fazla 'geçiş ücreti' ödemek durumunda kaldı. Şimdi benzer tabloların Boğaziçi ya da Fatih Sultan Mehmet köprülerinde de yaşanacağını tahmin etmek zor değil.