Adalet sisteminin iyi işlemediği, birinin hatasıyla başkalarının sorumlu tutulduğu, cezaevlerinde kapasitenin üzerinde kişi bulunduğu ve açıklanan bunca 'reform paketi'ne rağmen sıkıntıların sona ermediği herkesin malumu.
Zaten idareciler de bunun farkında ki önümüzdeki dönemler için yeni 'reform paketleri'nin hazırlanacağını da beyan ediyorlar.
Hukuk sistemindeki büyük sıkıntılardan biri de, bazı önemli mahkeme kararlarının dikkate alınmaması ve uygulanmaması. Dikkate alınmayan mahkeme kararlarından biri de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'dir. Türkiye'yi idare edenler 'beğenmedikleri' AİHM kararlarını uygulamıyorlar ve bununla da övünüyorlar. Oysa yürürlükteki Anayasa'ya göre AİHM kararlarını uygulamak icap ediyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ya da başka mahkeme kararlarını uygulamamanın bir 'faturası' yok mu Var ve hem de bu büyük bir fatura. Ayrıca bu faturanın bir ekonomik yönü var bir de sosyal ve siyasî etkileri söz konusu. Meselâ, AİHM kararlarının uygulanmaması sebebiyle ülkemiz büyük paralar ödemek durumunda kalıyor. Haydi idarecilerimiz "Biz zenginiz ve cezaları öderiz" dedi. Mahkeme kararlarını ödememenin bir de siyasî ve sosyal faturası var. Bunlar da hesaba katılıyor mu
Mesela, bir AİHM karanının uygulanmamasın faturası şöyle anlatılmış: "Sonbaharda AB raporu gelecek. Avrupa koridorlarında artık kararı uygulamayan hakime, savcıya vize yasağı, mal varlığı dondurma konuşuluyor... İnat sürerse fatura taksit taksit gelecek. Ben hukukçu değilim, ekonomistim... Faturanın Türkiye'ye yansıyan kısmını anlatayım da içiniz acısın... (...) Devlet, uymayı taahhüt ettiği mahkeme kararını tanımıyorsa yabancı yatırımcı, kendi sözleşmesinin korunacağına neden inansın Yabancının getirdiği net doğrudan yatırım yılda 2.7 milyar dolara indi. 20 yılın dibi... O da yatırım için falan değil ha... Burada kurdukları iştirakleri batmasın diye sermaye eklemesi...

26