Türkiye yeniden "Siyasette bir gün uzundur" dönemini yaşamaya başladı. Patlak veren fon krizi iktidarın tahmin etmediği şekilde gelişti ve artık iktidar mensupları bile bu 'krizi' savunamaz hale geldi.
Gerçi her hadisede kabahati başkasına atmakta çok mahirdirler, ama bu defa 'minareye kılıf bulmakta' zorlanıyorlar.
Patlak veren kriz çok yönlü bir mesele. Hem rakamlar büyük hem de göz göre göre gelen bir usulsüzlükten bahis var. Hadisenin hem hukuki hem de siyasi yönü olduğu için uzmanlar dahi yorum yapmakta zorlanıyor ve ihtiyatlı kavranıyorlar.
Elbette böyle dönemlerle doğru ile yanlış iç içe girebilir. Hele dile getirilen bazı iddialar var ki insanlar bunlara inanmakta zorluk çekiyorlar.
Şimdiye kadar eşi ve benzeri duyulmayan bir iddia var ki, usulsüzlüğün zirvesi sayılmaya aday olsa gerek. İddiaya göre bir eski bakan bakanlığı döneminde "60'a yakın özel kalem müdürü değiştirmiş." Yine iddiayı dile getiren gazeteciye göre bunun gerekçesi de "geçimsizlik" olarak anlatılmış. Dikkat etmek lazım ki bu iddiayı bir muhalefet milletvekili ya da iktidarı eleştiren biri değil, iktidara çok yakın olmakla tanınan bir gazeteci dile getirmiş. İddia bu bakımdan da ayrıca dikkat çekici.
Sanal âlemdeki tartışmalara bakılırsa ilgili eski bakan ortalama olarak 13 günde bir "özel kalem müdürü değişikliği"ne gitmiş.
Peki, böyle bir durum akla mantıya hakka, hukuka, adalete, liyakate sığar ve uyar mı
Yine iddiaya göre her 13 günde bir "özel kalem müdürü değişikliği"ne gidilmesinin sebebi, bu kadronun "istisnai memuriyet" kapsamında değerlendirilen bir kadro olmasıymış. Yani bu "iş"e giren birisi resmen "memur" oluyor ve oradan da başka kamu kuruluşlarında çalışma hakkı kazanıyormuş.

16