Ortadoğu'da, dolayısı ile dünyada kalıcı barışı temin etmenin ilk adımı, Filistin'de barışı sağlamakla mümkün olacak.
Daha doğrusu 'hür dünya'nın İsrail'in saldırganlığına dur demesiyle bu mümkün olabilir. İsrail'in yaptığının yanında kar kaldığı bir sistemde barışın kalıcı olması mümkün değil.
22 Eylül 2025 itibarıyla Birleşmiş Milletler'in 193 üyesinden 157'si Filistin'i devlet olarak tanıyor. Buna rağmen fiili olarak "Bağımsız bir Filistin" hayata geçebilmiş değil. Bunun bir sebebi de Filistin'deki grupların ittihad edememiş olması.
Bu noktada yeni bir adım atıldığı anlaşılıyor. Hamas, İslâmî Cihad ve diğer Filistinli gruplar, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'tan ulusal diyaloğu başlatmak ve kapsamlı seçimler düzenlemek için genel sekreterler toplantısı yapmasını talep etmiş. Açıklamada, ulusal birliğin İsrail'in planlarına karşı tek seçenek olduğu da hatırlatılmış.
Konuya ilişkin ortak yapılan yazılı açıklamada, "Abbas'ın, ulusal bir diyalog başlatmak, kapsamlı seçimler düzenlemek ve mevcut zorluklarla mücadelede ortak bir strateji belirlemek için Filistinli grupların genel sekreterlerini toplantıya çağırmasını istiyoruz" ifadesi yer almış. (AA, 29 Haziran 2026)
Ulusal birlik ve siyasî ortaklığın, İsrail'in Filistin davasını tasfiye planları ve soykırımla mücadelede tek seçenek olduğu hatırlatılan açıklama eğer hayata geçebilirse muhtemeldir ki İsrail'in "böl, parçala, yut" planı bozulmuş olur ve olacak.
Hatırlatıldığı üzere Filistin'de son seçimler 2006 yılında yapılmış, meclisin çalışmaları ise 2007'deki Filistin iç bölünmesinin ardından fiilen durmuştu. Filistin'de 2007'den bu yana devam eden siyasî ve coğrafi bölünme nedeniyle Gazze Şeridi'ni Hamas yönetirken, işgal altındaki Batı Şeria'nın idaresi Filistin Devlet Başkanı Abbas liderliğindeki Fetih Hareketi'nin kurduğu hükümet tarafından yürütülüyor.

25