Emekleye emekleye...

Türkiye'yi idare edenler her şeyin yolunda olduğunu ileri sürse de, başta ekonomi olmak üzere çoğu işler içinden çıkılmaz bir hal almış durumda.

Ekonomik meselelerin ilk sırada yer almasını tasvip etmeyiz, ancak ne yazık ki hal ve gidiş onu gösteriyor. Keşke geniş kitleler, "Önce hürriyet" dese ve ekonomik meselelerden önce "hak, hürriyet ve adalet"i talep etse...

Başta asgarî ücretle çalışanlar olmak üzere emekliler de en çok sıkıntı çekenler arasında yer alıyor. Eskiden 'asgarî ücret' alanların sayısı nisbeten azdı. Fakat günümüzde bu sayı çoğaldı ve az da olsa asgarî ücretten daha düşük maaş alanlar dahi var. Dolayısı ile ekonomik sıkıntı çekenlerin sayısı da artıyor.

Yine 'eski' yıllarda emekli olanlar 'emekli ikramiyeleri' ile ev, hatta ilave olarak araba dahi alabiliyorlardı. Şimdi bu imkânlar büyük ölçüde kalmadı. Diyelim ki emekli olanlar ikramiyeleriyle ev alamıyorlar da, çalışanlar yaptıkları tasarrufla ev alma imkânı bulabiliyor mu Yine her fırsatta kötülenen 'eski'den, çalışanların çoğu belli miktarda tasarruf yaparak taksitle ev alabiliyor, ya da almanın planını yapıyordu. Peki şimdi Rakamlar ortada: Günümüzde değil asgarî ücretliler, asgarî ücretin iki katı maaş alanların dahi ev alması çok zorlaştı, neredeyse imkânsız hale geldi.

Herkesin benzerlerine şahit olduğu üzere, geçenlerde 'emekli bir baba' şu an devlet memuru olan oğluna şöyle diyordu: "Oğlum, biz memur maaşımızla geçindik, sizleri okuttuk ve yaptığımız tasarrufla ev de alabilirdik. Senin niyetin nedir Niçin bir ev alma planı yapmıyorsun"

Bu soruya karşılık, en az 2 asgarî ücret miktarınca maaş alan 'devlet memuru' oğlu şöyle cevap verdi: "Baba, 'eski'den mümkün olan şey artı mümkün değil. Ben aldığım maaşımı hiç harcamasam, tamamını biriktirsem yine de yakın zamanda bir ev alma imkânım yok. Hele hem kira verip hem de ev alma ihtimali sıfıra yakın..."