Eğitim konusundaki sıkıntılar gündemi meşgul ederken, Diyanet İşleri eski Başkanlarından Ali Erbaş'ın "din dersi" konusundaki açıklamaları dertlerin üzerine adeta "tuz ve biber" ekmiş oldu.
Prof. Dr. Erbaş'ın bir TV programında söyledikleri özetle şöyleydi:
"(Diyanet İşleri Başkanlığı'nın) İl temsilcilerinin verdiği raporlar var. Meselâ bundan 10 ya da 12-13 sene önce başladı bu seçmeli dersler. Kur'ân-ı Kerim seçmeli ders olarak konuldu. 'Peygamber Efendimizin Hayatı' seçmeli ders olarak konuldu. Diyelim ki ilk konulduğu sıralarda %30'lar, %25'ler kadar bir okulun öğrencisi seçiyorken, şu anda (derslerin seçilme nispetinin) yüzde 5'lere düştüğünü görüyoruz. (Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak) Seçmeli dersler dönem başlamadan bir ay öncesinden itibaren seçilmeye başlanır. Biz o dönemde Türkiye'nin 90 bin camisinde 'Muhterem kardeşlerim, seçmeli derslerin seçilme süreci başlamıştır. Lütfen çocuklarınıza Kur'ân-ı Kerîm derslerini, Peygamber Efendimizin Hayatı derslerini seçtirin. Seçilmesine destek olun, yönlendirin' diye hutbe hazırlattık. Türkiye genelinde yaklaşık 4 bine yakın vaizimizle, Cuma günleri bütün cemaatimizi uyarırız." (t24.com.tr, 25 Nisan 2026)
Esasında bu sadece "acı itiraf" değil, "çok acı bir itiraf"tır. Gerçekten büyük ekseriyetin Müslüman olduğun beyan eden ülkede velilerin ya da çocukların mensup oldukları dini öğrenmek için verilen dersi seçmemeleri ne ile ve nasıl izah edilebilir Cuma günleri hutbelerde bu yönde çağrılar yapıldığına biz de şahidiz. Aynı zamanda velilerin ve öğrencilerin bu dersleri seçme noktasında isteksiz davrandıkları da bir gerçek. O halde başta Diyanet camiası olmak üzere bütün STK'lar ve eğitimciler bu mesele üzerinde enine boyuna düşünmek mecburiyetindedirler.
Ne hikmetse dinî meseleler "devlet eliyle" yürütülmeye çalışıldığında ihlas kaçıyor. Öyle olmasını arzu etmeyiz, ama durum böyle. oğu kişi hatırlayacaktır ki, 28 Şubat sürecinde küçük yaşta çocukların camilerde Kur'ân öğrenmesi yasaktı, ama aileler ve çocuklar camilere koşuyordu. O dönemde mahallemizdeki cami cıvıl cıvıldı ve çocuklar hem Kur'ân okumayı öğreniyor, hem de dinî bilgileri ezberliyorlardı. Aradan zaman geçti ve Kur'ân okumayı öğrenme dersleri seçmeli olarak okullarda okutulmaya başlayınca camilerden çocuk sesleri azaldı. Bu defa camiye giden çocukları oradaki hocalar, (yaz tatili haricinde, okullar açıkken) "Artık bizim ders vermemize ihtiyaç kalmadı. Okullarda öğreneceksiniz" dediler ve fiilen Kur'ân dersleri tatil edildi. Neticede okullarda öğretilen Kur'ân dersleri camilerde öğretilen gibi olmadı ve çocuklar bu noktada bilgisiz kaldılar.

8