Birinin suçu ile başkası yakılır mı

Yüzde yüz doğru olan bir bilginin, bir gerçeğin bir 'emrin' itibar görmemesi kadar yanlış bir iş olabilir mi İnsanlık tarihi boyunca "birinin hatası sebebiyle bir başkasını sorumlu tutmak" hep kınanmamış mıdır ya da kınanması icap etmez miydi

Hele hele yaşayanların ekseriyetinin Müslüman olduğu bir ülkede, "Velâ teziru vâziratun vizra uhrâ" Meali: Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (Kur'an-ı Kerim, Zümer 7 ve En'am 164. ayet) emrini bilenler ve duyanlar nasıl olur da birinin günahıyla akrabasını ya da başkasını sorumlu tutabilir

Siyasetçilerin yaptığı yorumlara bakıldığında 'suçun şahsiliği prensibi'nin neredeyse hiç dikkate alınmadığı akla geliyor. Toptancı bir anlayışla herkes suçlu ilan edilebiliyor. Ehil olanlar da bu meselede görüş beyan etmekten imtina ediyor. Böyle kesin bir yanlış karşısında başta ilahiyatçılar ve diyanet camiası en üst perdeden itiraz edip, "Birinin hatasıyla başkası mesul olmaz. Bu yanlışa düşülmesin" demesi icap etmez mi

Bu önemli mesele Risale-i Nur'da genişçe yer alır. Bediüzzaman Hazretleri, "İslam kahramanı" olarak tarif ettiği Adnan Menderes'e yazdığı mektupta bu ayetten bahisle ve birinin hatasıyla başkasını sorumlu tutan anlayışa düşülmemesini hatırlatır.

Yine Risale-i Nur'da şöyle denilir: "Bir adamın cinayetiyle başkalar mes'ul olmaz. Hem bir masum, rızası olmadan, bütün insana da feda edilmez. (...) Bunun tafsilâtını da Risale-i Nur'a havale ediyorum." (Emirdağ Lalikası II, s. 648)

MAZLUMDER Ankara Şubesinde bir araya gelen STK'lar adına açıklama yapan Özgür-Der Şube Başkanı Yasemin Öğüt, Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin bir bahaneyle saldırıların mağduru olmasından hareketle bir bakıma bu prensibi hatırlatmış ve "Hukuku ve insan haklarını ayaklar altına almak asla kabul edilemez" demiş.