Adalet mülkün temeli olduğuna göre 'hak, hukuk ve adalet'ten bahsedilmesi 'fazla' bulunmamalı.
Keşke ülkemiz 'adalet ligi'nde ilk sıralarda olsa, adalet hızlı ve doğru olarak tecelli etse, dünyada 'adil ülke' olarak parmakla gösterilsek ve başka ülkelerce de 'adalet sistemi'miz örnek alınmış olsa... Böyle bir hedefe ulaşmaktan dolayı kim sevinmez ki
Türkiye'nin elbette başka önemli meseleleri de vardır, ancak adalet meselesi ertelenemez, ötelenemez ve hafife de alınamaz. ünkü adaletin iyi işlemediği ve doğru tecelli etmediği bir ülkede, bir yerde, bir memlekette başka işlerin iyi ve düzenli olması da mümkün değil. Zaten öyle olsa, "Adalet mülkün temelidir" denilmezdi.
Tabiî ki ülkemizdeki 'adalet sistemi'nden memnun olanlar da vardır. Kusura bakılmasın, ama bunların çoğu "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" tavrı sergileyenlerdir. Meselâ, adalet sistemine işi düşmeyen, düşse de bir şekilde işini görenler nezdinde bir sıkıntı olmaz. Düşünün ki bir kişi hiç hasta olmadı ve hastaneye müracaat etmedi. Böyle bir kişi hastane kuyruklarında bekleyen ya da muayene randevusu alamayan, ya da 3 ay sonraya tomografi randevusu alan hastaların yaşadıklarını anlayabilir mi
Ülkemizde hukukun iyi işlemediğini gösteren çok bariz, çok açık deliller vardır. Bir ülkede yürürlükteki kanunlar tam olarak uygulanmıyorsa, bazı mahkeme kararları hayata geçmiyorsa, "birinin hatasıyla çoluğu, çocuğu vs." suçlanıyorsa orada adaletten bahsedilebilir mi Ki, "Birinin hatasıyla başkası suçlanamaz" en temel kurallardan biridir. Maalesef çoğu zaman bu en temek kural dahi uygulanmıyor.

14