Türkiye yalnızlaşıyor mu

Türkiye'de aile yapısı sessiz ama derin bir dönüşüm geçiriyor. Uzun yıllar boyunca geniş aile, çok çocuklu evler ve kuşakların birlikte yaşadığı haneler Türkiye'nin en belirgin sosyolojik özelliklerinden biriydi. Bugün ise tablo hızla değişiyor. TÜİK'in son verileri ile OECD'nin uluslararası karşılaştırmaları birlikte incelendiğinde, Türkiye'nin yalnızca demografik değil; ekonomik, sosyal ve mekânsal açıdan da yeni bir döneme girdiği görülüyor. Bu değişimi yalnızca "doğurganlık düştü" ya da "tek kişilik evler arttı" şeklinde okumak yetersiz kalacaktır. Çünkü değişen aslında yaşam biçimidir.

TÜİK'in 2025 yılı Hanehalkı İstatistiklerine göre Türkiye'de hane sayısı yaklaşık 27 milyona ulaşırken tek kişilik hanelerin sayısı 5,5 milyonu aştı. Böylece yaklaşık her beş haneden biri artık yalnız yaşayan bireylerden oluşuyor. Buna karşılık tek çekirdek ailelerden oluşan haneler toplamın yaklaşık üçte ikisini oluşturmaya devam ediyor. Başka bir ifadeyle artık Türkiye'de yaklaşık her beş haneden birinde yalnızca bir kişi yaşıyor. Tek kişilik hanelerin oranı 2014'te yüzde 13,9 iken 2025'te yüzde 20,5'e yükseldi. Yalnız yaşayanların sayısı ise yalnızca 2016-2025 döneminde yüzde 66,5 arttı. Bu, geçici bir yaşam tarzı değişikliğinden çok daha fazlasına işaret ediyor.

Asıl dikkat çekici olan ise son on beş yıldaki değişimin hızıdır. Tek kişilik haneler neredeyse iki katına çıkarken, bu artış yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmamış, Anadolu şehirlerine de yayılmıştır. Enstitü Sosyal'in "Yalnız Yaşamın Yükselişi" raporu da bu dönüşümün artık geçici değil, kalıcı bir toplumsal eğilim haline geldiğini ortaya koymaktadır.

OECD verileri Türkiye'nin hâlâ aile bağlarının güçlü olduğu ülkeler arasında yer aldığını gösteriyor. Tek çekirdek ailelerden oluşan hanelerin oranı yüzde 67,4'ten yüzde 62,7'ye, geniş ailelerin oranı yüzde 16,7'den yüzde 13,5'e düştü. Buna karşılık tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanelerin oranı yüzde 7,6'dan yüzde 11,3'e çıktı. OECD ortalamasında gençlerin yaklaşık yarısı 20-29 yaş arasında ailelerinden ayrılmış durumda iken; Türkiye'de gençlerin önemli bölümü hâlâ anne ve babasıyla yaşamaya devam ediyor. Benzer şekilde yaşlı nüfusta da Türkiye çok kuşaklı yaşam modelini büyük ölçüde koruyor. OECD'nin değerlendirmesine göre Türkiye'de yaşlıların önemli kısmı çocukları veya daha genç aile bireyleriyle aynı evde yaşamayı sürdürüyor.

OECD karşılaştırması Türkiye'nin ikili yapısını daha açık biçimde gösteriyor. Türkiye'de tek kişilik hanelerin oranı OECD'nin yüzde 32,1'lik ve Avrupa Birliği'nin yüzde 34'lük ortalamasının hâlâ oldukça altında. Buna karşılık çocuklu çiftlerden oluşan hanelerin oranı Türkiye'de yüzde 40,8 iken OECD ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bulunuyor. Türkiye'nin ortalama hane büyüklüğü yaklaşık 3,1 kişi düzeyindeyken OECD ortalaması yaklaşık 2,4 kişi. Almanya, Finlandiya ve Norveç gibi ülkelerde tek kişilik haneler toplam hanelerin yüzde 40'ını aşarken Türkiye'de oran henüz yüzde 20,5 seviyesinde. Bu nedenle Türkiye'nin Batı toplumları ölçüsünde bireyselleştiğini söylemek için erken; ancak yönün aynı olduğu açık.

İller arasındaki farklar bu gerçeği daha görünür kılıyor. Tek kişilik hane oranı Gümüşhane'de yüzde 32,7, Tunceli'de yüzde 30,8 ve Giresun'da yüzde 30,5'e ulaşırken Batman'da yaklaşık yüzde 11,5 seviyesinde kalıyor. Büyükşehirlerde ise mutlak sayı öne çıkıyor. Yalnız yaşayanların yaklaşık 982 bini İstanbul'da, 400 bini Ankara'da ve 375 bini İzmir'de bulunuyor. Ülkedeki tek kişilik hanelerin yarısından fazlası yalnızca on büyükşehirde toplanıyor