Küresel finans sisteminde ilk bakışta çelişkili görünen ama aslında yeni dönemin ruhunu çok iyi anlatan sessiz bir paradoks var: Asya-Pasifik ülkeleri ticarette giderek Çin'e yöneliyor, üretim zincirleri Çin merkezli hale geliyor, bölgesel ekonomik bağımlılık Pekin lehine derinleşiyor. Fakat aynı ülkeler döviz rezervlerini hâlâ büyük ölçüde Amerikan dolarıyla tutuyor.
Bu tabloyu rakamlar daha net gösteriyor. Çin, 2009'dan bu yana ASEAN'ın en büyük ticaret ortağı konumunda. 2024'te ASEAN ile Çin arasındaki mal ticareti 772,4 milyar dolara ulaştı ve bu rakam ASEAN'ın toplam ticaretinin yaklaşık beşte birine karşılık geldi. Yani bölgesel ticaretin yönü açık biçimde Asya'ya, özellikle Çin'e kayıyor.
Fakat rezerv tarafında bambaşka bir tablo var. IMF verilerine göre 2025'in son çeyreğinde dünyadaki resmi döviz rezervleri 13,14 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu rezervlerin %56,77'si dolar cinsindeydi. Euro %20,25 ile ikinci sırada yer alırken, Çin yuanının payı yalnızca %1,95 seviyesinde kaldı. Çin'in ticaretteki yükselişi ile yuanın rezervlerdeki sınırlı rolü arasındaki fark, küresel finans sisteminin ana paradokslarından biri.
Bu tablo bize basit ama çok kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Küresel para sistemi sadece ticaret rakamlarıyla açıklanamaz. Bir ülkenin en çok kiminle ticaret yaptığı ile kriz anında hangi para birimine sığındığı aynı şey değildir. Ticaret yön değiştirebilir, tedarik zincirleri Asya'ya kayabilir, üretim merkezi Çin'e yaklaşabilir. Ancak rezerv para tercihi çok daha derin bir güven, likidite, borçlanma ve jeopolitik hesap meselesidir.
Doların gücü tam da burada ortaya çıkıyor. BIS'in 2025 araştırmasına göre küresel döviz piyasalarında günlük işlem hacmi 9,6 trilyon dolara ulaşmış durumda. Daha önemlisi, dolar bu işlemlerin %89,2'sinin bir tarafında yer alıyor. Buna karşılık yuanın küresel döviz işlemlerindeki payı %8,5 düzeyinde kalıyor. Yani yuanın kullanım alanı genişlese bile, dolar hâlâ küresel finansın ana omurgası olmayı sürdürüyor.
Bu nedenle merkez bankalarının rezerv politikası, günlük ticaret akışlarından çok kriz anında neye ihtiyaç duyulacağı sorusuna göre şekillenir. Kriz çıktığında hangi varlık en hızlı nakde çevrilebilir Hangi para birimi küresel piyasada en kolay kabul görür Hangi tahvil piyasası derinlik, güven ve likidite sunar Bu soruların cevabı hâlâ büyük ölçüde Amerikan dolarıdır.
ABD Hazine piyasası bu noktada kritik rol oynuyor. Mayıs 2026 itibarıyla piyasadaki ABD Hazine borçlanma senetlerinin piyasa değeri yaklaşık 29,1 trilyon dolar seviyesindeydi. Nisan 2026'da yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvili varlığı ise 9,35 trilyon dolara ulaştı. Bu büyüklük, doların neden sadece bir para birimi değil, aynı zamanda küresel finansal güvenlik altyapısının merkezi olduğunu gösteriyor.
Elbette doların rezervlerdeki payı geçmişe göre geriliyor. Amerikan Merkez Bankası'nın değerlendirmelerine göre doların küresel rezervlerdeki payı 2001'de %72 seviyesindeyken, son yıllarda %57-58 bandına kadar indi. Ancak bu düşüş doların bittiğini değil, merkez bankalarının portföylerini daha çeşitli hale getirdiğini gösteriyor.

14