Selatin Camileri'nden Gönüllere gelen mesaj

Hat Yazılarıyla İstanbul'un Manevî Mimarisi

İstanbul'un siluetini süsleyen, Osmanlı Sultanlarının birer "vazife" ve "vefa" nişanesi olarak inşa ettirdiği selatin camileri, sadece taşın ve mermerin değil, aynı zamanda Kur'an ayetlerinin birer yaşayan tefsiri olarak şehre ruh katıyor.

İstanbul'un Selatin Camileri, yani padişahlar tarafından yapılmış olan o eşsiz eserlerde yer alan mimarî ihtişamı Kur'an ayetlerinin estetiğiyle birleştiren, gönüllere ilahî mesaj taşıyan büyük yapılardır. Fatih'ten Süleymaniye'ye, Laleli'den Yeni Cami'ye kadar dokuz büyük caminin hat yazıları, ayet tercihleri ve mimarî anlamları ele alınmıştır.

'Selatin Camileri'nin Ruhu

Selatin camilerinde hat yazıları yalnızca süs değil, mimarinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kubbelerde tevhid, mihrabın üzerinde nur, taç kapılarda adalet, pencere kuşaklarında rahmet vurgusu yer alır.

AYET SEÇİMİNİN MANTIĞI

Kubbe: Tevhid ve kudret, Mihrab: Nur ve hidayet. Kapılar: Adalet ve iman. Pencereler: Rahmet ve sükûnet. Mahfiller: İlim ve zikir. "Mimari bir duadır; hat ise bu duanın yazıya dökülmüş hâlidir." Selatin camileri, Kur'an'ın ayetleriyle nefes alan yaşayan birer tefsirdir.

CAMİ, CAMİ HAT YAZILARI:

FATİH CAMİİ

Fetih, Tevhid ve Adalet: Kubbe – "Allah, O'ndan başka ilah yoktur." (Bakara, 2/255), Mihrab – "Allah adaleti ve ihsanı emreder." (Nahl, 16/90), Revak – "Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 8/46).

İstanbul'un Fatih ilçesinde, inşa edilen camii ve külliyesi, İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından 1462 - 1469 (bazı kaynaklara göre 1470) yılında yaptırılmıştır. İlk caminin mimarı Sinaüddin Yusuf bin Abdullah (Atik Sinan)'dır. 1766 yılındaki büyük depremde yıkılan cami, Sultan III. Mustafa tarafından Mimar Mehmed Tahir Ağa'ya yeniden yaptırılmış ve 1771 yılında bugünkü halini almıştır. İçinde 16 medrese, darüşşifa, tabhane, imaret, kütüphane ve hamam bulunmaktadır. Caminin kıble tarafındaki haziresinde Fatih Sultan Mehmed'in türbesi, Gazi Osman Paşa gibi önemli isimlerin mezarları da bulunmaktadır. İstanbul'un fethinden sonra padişah ve ailesi tarafından yaptırılan (selatin) ilk cami olma unvanına sahiptir.

///

SÜLEYMANİYE CAMİİ

Kudret, Sükûnet ve İlim: Kubbe – "Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur." (Bakara, 2/284), Mihrab – "Allah göklerin ve yerin nurudur." (Nur, 24/35), Kapı – "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu" (Zümer, 39/9)

Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünü ve estetik anlayışını simgeleyen en görkemli eserindendir. Mimarı Mimar Sinan bu camiyi "kalfalık eserim" olarak nitelendirir. Kanuni Sultan Süleyman'ın 1550-1557 yılları arasında yaptırılmıştır. Haliç ve Boğaz'a hakim bir noktada yer alır. Sesin içeride kusursuz yayılması için kubbe etrafına 64 adet içi boş küp yerleştirmiştir. Camide 4 minare bulunur. Camii etrafında medreseler, kütüphane, hastane, hamam ve imaret gibi yapıları kapsayan devasa bir külliyenin merkezidir. Caminin bahçesindeki hazirede, Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan ile Mimar Sinan'ın türbeleri yer almaktadır.

///

ŞEHZADE CAMİİ

Sabır ve Teslimiyet: Kubbe – "Sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 8/46), Pencere – "Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz." (Bakara, 2/156)

İstanbul'un Fatih ilçesinde, Şehzade Camii (veya Şehzadebaşı Camii), Mimar Sinan'ın şehre kazandırdığı en zarif yapılardan biridir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 22 yaşında vefat eden oğlu Şehzade Mehmed'in anısına 1543-1548 yıllarında yaptırılmıştır. Mimar Sinan, bu camiyi kendi kariyer basamaklarında "çıraklık eserim" olarak tanımlar. Yaklaşık 18,5 metre çapındaki ana kubbe, dört büyük yarım kubbe ile desteklenmiştir. İkişer şerefeli iki minaresi vardır. Ayrıca medrese, imaret, sıbyan mektebi ve türbelerden oluşan bir külliye içindedir. Bahçesinde Şehzade Mehmed'in yanı sıra Şehzade Cihangir ve Rüstem Paşa gibi önemli isimlerin türbeleri de bulunur.

///

BEYAZIT CAMİİ

İlim ve Hikmet: Mihrab – "Rabbim ilmimi artır." (Taha, 20/114), Kubbe – "Allah dilediğine hikmeti verir." (Bakara, 2/269)

İstanbul'un en köklü yapılarından biri olan Beyazıt Camii, Osmanlı klasik dönem mimarisinin en eski ve orijinal halini koruyan ilk "selatin" camisidir. Osmanlı Padişahı II. Bayezid, 1501-1506 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı; Yakupşah bin Sultanşah, Mimar Hayrettin veya Mimar Kemaleddin isimleri öne çıkmaktadır. Şadırvanlı avlusu, antik sütunlarla süslenmiştir ve İstanbul'un en güzel cami avlularından biri sayılır. İki minaresi birbirinden oldukça uzak yerleştirilmiştir. Cami haziresinde Sultan II. Bayezid, kızı Selçuk Hatun ve Tanzimat'ın mimarı Mustafa Reşit Paşa'nın türbeleri bulunur. Eski imaret binası; Beyazıt Devlet Kütüphanesi. Medresesi; Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi olarak kullanılmaktadır.

///

NURUOSMANİYE CAMİİ

Nur ve Medeniyet: Kubbe – "Allah göklerin ve yerin nurudur." (Nur, 24/35), Kapı – "Allah'ın mescitlerini O'na inananlar imar eder." (Tevbe, 9/18)

Kapalıçarşı'nın hemen girişinde yer alan Camii, Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası kabul edilir. 1748'de Sultan I. Mahmud döneminde yapımına başlanmış, 1755'de Sultan III. Osman zamanında tamamlanmış. Hem Sultan III. Osman'ın ismine atıfta bulunur hem de "Osmanlı'nın Nuru" anlamına gelir. Başmimarı Mustafa Ağa, yardımcısı ise Simeon Kalfadır. İstanbul'da inşa edilen ilk Barok özellikli camidir. Toplam 174 pencere ile aydınlatılır. Minare külahlarında kurşun yerine taş alemler kullanılmı, 26 metre çapıyla İstanbul'un tarihi camileri arasındaki en büyük kubbelerden biridir. Cami; medrese, imarethane, kütüphane, türbe, sebil ve çeşmeden oluşan geniş bir külliyenin parçasıdır. Külliyenin alt kısmında, Nuruosmaniye Mahzeni (bodrum katı) yer alır.

///

SULTANAHMED CAMİİ

Secde ve Kulluk: Mihrab – "Secde et ve yaklaş." (Alak, 96/19), Duvar – "Yalnız Sana ibadet ederiz." (Fatiha, 1/5)