Malta tacı

Malta Türk Şehitliği, yalnızca Osmanlı askerlerinin hatırasını yaşatan bir mezarlık değil; Akdeniz'de beş asırlık Osmanlı varlığının ve kültürel mirasının en görkemli simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

"Osmanlı'nın Tac Mahali" olarak anılan Malta Türk Şehitliği, mimarisi kadar taşıdığı tarihî hafızayla da dikkat çekiyor.

1565 Malta Kuşatması'nın izlerini günümüze taşıyan Türk Şehitliği, Osmanlı tarihinin Avrupa'daki en özgün anıtlarından biri olarak gösteriliyor.

Akdeniz'in ortasında yükselen Malta Türk Şehitliği, savaşın, fedakârlığın ve ortak tarihin taşa işlenmiş sessiz tanığı olarak ayakta duruyor.

OSMANLI'NIN MALTA'DAKİ TAC MAHALİ

Türk Şehitliği, 500 yıllık tarihin sessiz tanığı

Akdeniz'in kalbinde yer alan Malta, Osmanlı tarihinin az bilinen ancak son derece önemli izlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Büyük Malta Kuşatması'nın hatırasını yaşatan Türk Şehitliği, mimarisi, tarihi ve taşıdığı anlamla yalnızca bir mezarlık değil, yüzyılları aşan bir hafıza mekânı olarak dikkat çekiyor.

Akdeniz'in ortasındaki küçük Malta Adası, Osmanlı tarihinin en önemli hatıralarından birine ev sahipliği yapıyor. 1565 Büyük Malta Kuşatması'nda hayatını kaybeden binlerce Osmanlı askerinin anısını yaşatan Malta Türk Şehitliği, görkemli mimarisi ve tarihi anlamıyla bugün de ayakta duruyor. Yerel halkın "Osmanlı'nın Tac Mahali" olarak nitelendirdiği yapı, Osmanlı-Malta ilişkilerinin günümüze ulaşan en etkileyici eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

İKİNCİ ÇANAKKALE OLARAK ANILIYOR

Malta Türk Şehitliği, Osmanlı tarihindeki en büyük kayıplardan birinin sembolü olarak görülüyor. Nasıl ki Çanakkale'de yüz binlerce asker vatan uğruna can verdiyse, Malta Kuşatması sırasında da binlerce Osmanlı askeri hayatını kaybetti. Bu nedenle birçok tarihçi ve araştırmacı Malta'yı "ikinci Çanakkale" olarak tanımlıyor.

OSMANLI NEDEN MALTA'YI HEDEF ALDI

16. yüzyılda Malta, Akdeniz'in en stratejik noktalarından biriydi. Ada, Osmanlı ticaret ve savaş gemilerine saldırılar düzenleyen Saint John Şövalyeleri'nin kontrolündeydi. Avrupa ile Kuzey Afrika arasındaki deniz yollarını denetleyen bu güç, Osmanlı'nın Akdeniz hakimiyeti açısından önemli bir engel oluşturuyordu. Kanuni Sultan Süleyman da bu nedenle Malta'nın fethedilmesini ve Akdeniz'deki Osmanlı hakimiyetinin güçlendirilmesini hedefledi.

1565 BÜYÜK MALTA KUŞATMASI

1565 yılında yaklaşık 30 ila 40 bin kişilik Osmanlı kuvveti Malta'ya çıkarma yaptı. Dört aya yakın süren kuşatma, tarihin en zorlu askeri mücadelelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Ancak tüm çabalara rağmen Osmanlı ordusu adadan çekilmek zorunda kaldı. Kuşatmanın en önemli isimlerinden biri olan Turgut Reis, St. Elmo Kalesi çevresindeki çatışmalar sırasında ağır yaralandı. Başına isabet eden top mermisi ya da taş parçası nedeniyle kısa süre sonra hayatını kaybeden büyük denizcinin cenazesi Trablusgarp'a götürülürken, binlerce Osmanlı askeri Malta topraklarında kaldı.

KAYIP SAYISI HÂLÂ TARTIŞILIYOR

Malta Kuşatması'nda hayatını kaybeden Osmanlı askerlerinin sayısı konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor. Avrupalı kronikler kayıpların 20 ila 30 bin arasında olduğunu ileri sürerken, modern tarihçiler bu sayının 10 ila 15 bin civarında olduğunu belirtiyor. Osmanlı araştırmalarında ise 15 ila 20 bin arasında değişen rakamlar öne çıkıyor. Günümüzde birçok uzman yaklaşık 15 bin Osmanlı askerinin savaş, yaralanma ve hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiği görüşünde birleşiyor. Rakamlar arasındaki farklılığın temel nedeni ise dönemin kayıt sistemlerinin yetersizliği ve tarafların propaganda amaçlı abartılı bilgiler vermesi olarak gösteriliyor.

ŞEHİTLİK SULTAN ABDÜLAZİZ DÖNEMİNDE YAPILDI

Bugün görülen görkemli yapı doğrudan 1565 yılından kalma değil. Zaman içerisinde kaybolan mezarlar ve dağınık halde bulunan kalıntılar nedeniyle Osmanlı Devleti yeni bir anıt mezarlık yapılmasına karar verdi. Sultan Abdülaziz döneminde inşa edilen şehitliğin yapımı 1873 yılında başladı ve 1874 yılında tamamlandı. Marsa bölgesinde yer alan yapı, Malta Kuşatması'nda hayatını kaybeden Osmanlı askerlerinin anısını yaşatmak amacıyla inşa edildi. İlginç olan ise şehitliğin İngiliz yönetimindeki Malta'da, Osmanlı bütçesiyle ve Maltalı bir mimar tarafından yapılmış olmasıdır.

OSMANLI'NIN TAC MAHALİ

Şehitliğin mimarı, Malta'nın ünlü mimarlarından Emanuele Luigi Galizia'dır. Galizia, tasarımında Osmanlı mimarisini, Endülüs ve Mağrip İslam sanatını, Neo-Osmanlı ve Oryantalist üslupla bir araya getirdi. Ortaya çıkan eser Avrupa'da benzeri bulunmayan bir mimari kimlik kazandı. Sultan Abdülaziz de bu başarılı çalışması nedeniyle Galizia'yı Mecidiye Nişanı ile ödüllendirdi. Şehitliğin en dikkat çekici bölümü olan giriş kapısında minareyi andıran kuleler, soğan kubbeler, at nalı kemerler, İslami geometrik süslemeler ve hilal sembolleri yer alıyor. Kapının üzerindeki Osmanlı tuğrası ise yapının kimliğini açıkça ortaya koyuyor. Malta'nın açık renkli kireç taşından inşa edilen yapı, bazı araştırmacılar tarafından "Osmanlı'nın Tac Mahali" olarak tanımlanıyor. Bu benzetme zamanla yerel halk arasında da yaygınlaşmış durumda.