İstanbul'un asırlık anıt çınarları sadece birer ağaç değil; fetihten isyanlara, sevinçlerden acılara kadar imparatorluğun tüm sırlarını saklayan canlı birer tarih. Eyüp Sultan'dan Topkapı'ya, Sümbül Efendi'den Belgrad Ormanları'na uzanan bu köklü miras, ecdadın şehre bıraktığı en sessiz ama en sadık tanıkları olarak keşfedilmeyi bekliyor.
Onlar sadece bir ağaç değil; İstanbul'un en sadık tanıkları, ecdadımızın hatıraları ve yeşeren tarihimiz...
İstanbul denilince akla ilk olarak camiler, saraylar ve çeşmeler gelse de, şehrin asırlara meydan okuyan bir başka mirası daha var: Anıt çınarlar. Bu devasa ağaçlar, fetihlere, isyanlara, yangınlara ve sevinçlere şahitlik etmiş, adeta tarihin canlı tanıkları olmuşlardır. 600, hatta 1000 yıllık gövdeleriyle İstanbul'un dört bir yanına dağılmış bu çınarlar, ecdadın bizlere bıraktığı en kıymetli emanetlerden biridir.
BELGRAD ORMANLARI: İSTANBUL'UN AKCİĞERİ
Konumuza İstanbul'un nefesi olan Belgrad Ormanları ile başlayalım. Bugün bir mesire alanı olarak bilinse de, Belgrad Ormanları aslında tarih boyunca şehrin en önemli su kaynağı olmuştur. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İstanbul'a içme suyu sağlayan bu orman, adını Kanuni Sultan Süleyman'ın Sırbistan seferinden dönüşte buraya yerleştirdiği Belgradlı köylülerden almıştır. İlginç bir tarihi detay ise, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına tepki gösteren asilerin bu ormana sığınması ve üç ay boyunca çıkarılamamaları üzerine ormanın ateş çemberine alınarak yakılmasıdır. Bu olay, ormanın da bir direnişin tanığı olmasına neden olmuştur.
ÇINAR: OSMANLI'NIN SEMBOL AĞACI
Nasıl ki sedir ağacı Mezopotamya ve Mısır'ı, servi ise geleneksel İslam sanatlarını simgeliyorsa, çınar da Osmanlı medeniyetinin sembol ağacıdır. Bursa, Edirne ve özellikle İstanbul, bu görkemli ağaçlarla bezeliydi. Maalesef günümüze kadar ulaşabilen çınarların sayısı azalmış olsa da, her birinin ardında çarpıcı bir hikâye yatmaktadır.
VAKA-İ VAKVAKİYE: KANLI ÇINAR'IN HİKÂYESİ
Sultanahmet Meydanı'nda yüzyıllar boyunca duran ve "Kanlı Çınar" ya da "Vakvak Ağacı" olarak bilinen o meşhur çınar, İstanbul tarihinin en kanlı olaylarına tanıklık etmiştir.
· 1648'deki İsyan: Sultan İbrahim'i tahttan indirmek için ayaklanan Yeniçeriler, boğarak öldürdükleri Sadrazam Ahmet Paşa'nın cesedini bu çınarın dibinde parçalamışlardı. Bu olaydan sonra paşa, "Hezarpare" (bin parça) Ahmet Paşa olarak anılmıştır.
· 1826'daki Katliam: Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra, isyancı Yeniçerilerin cesetleri Sultan II. Mahmud'un emriyle bu çınarın dallarına asılmıştı.
Ne yazık ki bu tarihi çınar günümüze ulaşamamıştır. Ancak kayıtlara göre, 1940'lı yıllarda ölçülen çevresi 10 metre, boyu ise 31 metreydi.
OSMAN GAZİ'NİN HEDİYESİ: KAVAKLI CAMİİ ÇINARI
Osmanlı tarihinde dikilen ve bugün yaşayan anıt çınarların ilk örneği, İstanbul'da değil, Bursa'daki Kavaklı Camii'nin bahçesinde bulunmaktadır. Hikayesi ise oldukça duygusaldır: Orhan Gazi, kazandığı büyük bir zaferin ardından babası Osman Gazi'yi bir şölene davet eder. Ancak Osman Gazi, rahatsızlığı nedeniyle bu davete katılamaz. Oğlunun üzüntüsünü hisseden Osman Gazi, kendi elleriyle bir çınar fidanı dikerek oğluna bir jest yapar. Halk arasında bu ağaca "Kavak" dendiği için, caminin adı da "Kavaklı Camii" olarak günümüze ulaşır. Bu, Osman Gazi'nin eliyle dikilmiş olması açısından ayrı bir önem taşır.
FATİH'İN DİKTİĞİ ÇINAR VE EYÜP SULTAN'IN MEZARI
İstanbul'un fethinden sonra yaşanan en önemli olaylardan biri de Hz. Eyüp El-Ensari'nin kabrinin bulunmasıdır. Akşemsettin Hazretleri, bir gece önceden mezar yerini keşfeder ve o noktaya bir çınar ağacı diker. Ancak etraftaki dedikodular üzerine Fatih Sultan Mehmet, hocasının diktiği bu çınarı söktürerek üç metre geriye, bugün Eyüp Sultan Türbesi'nin avlusuna tekrar diktirir.
Bunun üzerine Akşemsettin, Fatih'e dönerek şöyle der: "Hayır, yanlış yere diktin. Benim diktiğim yer, Eyüp Sultan'ın yıkandığı yerdir. Asıl mezarı o ağacın altındadır, kazın." Çınar söküldüğünde gerçekten mezar ortaya çıkar. Bu olayla birlikte, Fatih Sultan Mehmet'in diktiği o çınar, türbenin girişinde asırlardır dimdik ayaktadır. Gidip görmek isteyenler için Eyüp Sultan Türbesi'nin avlusunda hala bu çınarı bulmak mümkün.
ZAMANA YENİLEN DEVRER: BÜYÜKDERE ÇINARI
İstanbul'un en görkemli çınarlarından biri de Büyükdere'de bulunuyordu. "Yedi Kardeşler" olarak anılan bu devasa ağaç, öyle büyüktü ki gövdesinin içi daha sonra bir kır kahvesi olarak kullanılmıştı. 1865 yılında yapılan ölçümlere göre çevresi 32 metre olan bu çınar, yaklaşık 2000 yıl yaşamıştı. Ancak bu ihtişamlı ağaç, 1920 yılında geçirdiği bir yangın sonucu yanarak yok oldu. Bugün yerinde yalnızca hatırası kaldı.

18