İstanbul'un tarihi semtlerinden Balat'ta yüzlerce tescilli sivil mimari yapı bulunmasına rağmen, bu yapıların büyük bölümü hâlâ belgelenmiş değil. Rölövesi bulunmayan yapıların afetler karşısında ciddi risk taşıdığına dikkat çekiliyor.
Balat, Bizans döneminden Osmanlı'ya, Cumhuriyet'ten günümüze uzanan çok katmanlı yapısıyla İstanbul'un en eski yerleşim alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Bizans döneminde Rum Ortodoks nüfusun yoğun olarak yaşadığı semt, Osmanlı döneminde Yahudi, Ermeni ve Müslüman toplulukların bir arada yaşadığı kozmopolit bir yerleşime dönüşüyor. Sinagoglar, kiliseler, camiler ve sivil mimari örnekleriyle Balat, yüzyıllar boyunca kentin kültürel hafızasını taşıyan önemli merkezlerden biri oluyor.
Bugün Tarihi Yarımada sınırları içinde yer alan Balat, kentsel ve tarihi sit alanı statüsünde bulunuyor. Ancak bu statü, yapıların fiilen korunması için yeterli olmuyor.
BELGE OLMADAN KORUMA OLMUYOR
Zehra Nur Akçay ve Aylin Şentürk tarafından "Tarihi Kent Merkezinde Sivil Mimari Konutların Korunması" başlıklı bir araştırmaya göre, Balat'taki sivil mimari yapıların mevcut durumu sayısal verilerle gözler önüne seriliyor. Araştırma sonuçlarına göre Balat'ta 814 adet tescilli sivil mimari yapı bulunuyor. Ancak bu yapıların büyük bölümü, korunmaları için gerekli olan temel belgelere sahip değil.
ÇARPICI TABLO: TESCİLLİ AMA BELGESİZ
Araştırma sonuçları, Balat'taki kültürel mirasın ne denli kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre Balat'taki tescilli sivil mimari yapıların 786 tanesinin rölövesi bulunmuyor, sadece 28 yapı belgelenmiş durumda. Bu tablo, olası bir deprem, yangın ya da yapısal hasar durumunda yapıların özgün hâlleriyle korunmasının büyük ölçüde mümkün olmadığını gösteriyor.
TESÇİL TEK BAŞINA KORUMA SAĞLAMIYOR
Tescil, yapıların hukuki statüsünü belirliyor ancak belgeleme ve uygulama ile desteklenmediğinde koruma işlevi zayıflıyor. Rölövesi bulunmayan yapılar, afet sonrasında bilimsel ve sağlıklı bir restorasyon sürecine dâhil edilemiyor. Bu durum, alınan koruma kararlarının uygulamada etkisiz kalmasına yol açıyor.
RÖLÖVESİ OLMAYAN YAPI, KRİZ ANINDA KORUNAMIYOR
İstanbul'un deprem riski dikkate alındığında, Balat'taki belgelenmemiş yapıların durumu daha da önem kazanıyor. Rölövesi olmayan bir yapı, kriz anında özgün planını, cephe özelliklerini ve mimari kimliğini kaybediyor. Bu kayıp yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir kayıp anlamına geliyor.
SİVİL MİMARİ KONUTLAR KENTSEL KİMLİĞİN TAŞIYICISI
Balat'taki sivil mimari konutlar yalnızca barınma işlevi gören yapılar değil. Bu yapılar, sokak dokusunu, mahalle ilişkilerini ve gündelik yaşam pratiklerini yansıtan kentsel kimliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Koruma bu nedenle yalnızca binaları ayakta tutmakla sınırlı kalmıyor; hafızayı ve yaşam biçimini de kapsıyor.
KULLANARAK KORUMA ÖNE ÇIKIYOR
Araştırma sonuçları, yapıların müze gibi dondurulması yerine belgelenerek ve özgünlükleri korunarak yeni işlevlerle yaşama katılmasının önemine işaret ediyor. Yeniden işlevlendirilen yapılar, hem kültürel mirasın sürekliliğini sağlıyor hem de mahalle yaşamına katkı sunuyor.

17