"Milli mutabakat" ve İzmir mucizesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk siyaseti ve toplumu üzerinde yeni bir fikir mayalıyor. 2023 Ağustos'unda Malazgirt Ovasında ilk kez dile getirdiği "iç cepheyi güçlendirmeliyiz" çağrısı, "adımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye" vurgusu iki yıl içinde önce "Türkiye Yüzyılı" müjdesine dönüştü. Ardından ilk kez 30 Ağustos'ta dile getirdiği "Büyük Türkiye Mutabakatı" geldi.

Hemen her konuşmasında bunu anlattı, müşterekte buluşmanın gereğini izah etti, davet etti.

Özgür Özel'in CHP Genel Başkanı olmasının ardından açtığı kredi, kendisini bizzat CHP Genel Merkezi'nde ziyaret etmesi, DEM Partililerle diyalogu ve elbette "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" hedefiyle attığı adımlar da bu kalemdendir.

Nitekim 1 Ekim'de Meclis açılışında "ülkemizi cephe siyasetinden kurtarmalıyız. Milli menfaatlerde ortaklaşmaya ihtiyaç var" dedi Cumhurbaşkanı.

Dün de AK Parti Milletvekilleri ile Yasama Yılı Açılış Toplantısı'nda gerçekleştirdiği konuşmasının ana teması buydu: "Ülkemizde farklı kesimler arasındaki mesafeleri kapatacak bir toplumsal zeminin oluşmasına her şeyden daha ivedilikle ihtiyacımız var. Umarız, mutabakat içinde rekabet teklifimiz karşılık bulur ve Türk siyaseti yeni yasama yılında yeni bir siyaset tarzının mümkün olduğunu gösterir".

**

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de böyle yaklaşıyor konuya. Salı günü grup toplantısında önemli açılımlar yaptı. "İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir" diyerek siyasi partilere demokratik kültür ve mutabakat çağrısında bulundu.

AK Parti ve MHP esasen bunu 15 Temmuz gecesinden beridir yapıyor. Cumhur İttifakı ortakları seçim ittifakını milli meselelerde mutabakatla sürdürüyor. Türkiye'nin ortak iyiliği ve güvenliği söz konusu olduğunda parti siyasetlerinin, ideolojilerin, farklılıkların üzerinden aşarak müşterekte buluşmayı başarıyorlar. Hizmette rekabet, ortak paydada mutabakat, büyük siyaset yapıcılara özgü bir tutumdur.

**

Çağrının asıl muhatapları ise mesajı almış görünmüyor. En azından henüz.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in dili giderek daha keskin, kemiksiz, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı. CHP'den ayrılmayan, "yeni" partiye geçmeyen yahut başka bir partiye, özellikle de AK Parti'ye geçen isimlere, belediye başkanlarına karşı seviyesi öyle düşük ki Cumhurbaşkanının çağrısını duyabileceği bir irtifadan mahrum görünüyor.

CHP'nin başındaki Kılıçdaroğlu ise sırtından hançerlendikten ve başındaki tacı kaybettikten sonra çok daha "akıllı" konuşmaya başladı. Türkiye'nin ortak paydası fikrine Özgür Özel'den daha yakın.

**

Dün tarihi bir gündü. 27 yıldır CHP habitatında, 22 yıldır kesintisiz CHP yönetiminde olan İzmir, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın tercihiyle AK Parti yönetimine geçti.

Büyük alt yapı sorunları olan, denizi kokan, ulaşım, çöp ve gecekondu sorununu çözemeyen ve bu haliyle Türkiye'nin en az 25 yıl gerisinde kalan İzmir böylece AK Parti'nin hizmet siyasetiyle tanışacak. Bu demektir ki az zamanda büyük işler yapılacak İzmir'de. Sihirli değnek değmiş gibi hizmete doyacak İzmirliler.