Manifest dağılsa bile...

Sahneye çıkalı iki yıl bile olmadan, küçük yaş grubundaki kız çocuklarından başlayarak kız-erkek geniş genç kitlelerinin bir numarası haline gelen Manifest etrafındaki tartışmalara aşina olmalısınız.

Kısa özetlersek... Manifest'in "patronu" Tolga Akış geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Gerekçe müstehcenlik idi.

Geçen yaz da Manifest kızlarına "teşhir suretiyle hayasızca hareketlerde bulunma" suçlaması yöneltilmişti. Yargılandılar, suçlu bulundular ve 3 ay 22 gün hapis cezası aldılar ancak hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Lakin ne tartışma bitti ne Manifest ve benzeri "gençlik projelerinin" stratejik ajandaları kapandı.

Zira bu grup da dahil gençlerin beğenisine sunulan müzik grupları, şarkıcılar, dansçılar, oyuncular, sosyal medya fenomenleri, influncerlar, idoller ve benzerleri sayısal açıdan çok ve çeşitli olsa da hepsi aynı "nüve"yi taşıyor.

Uzun zamandır Asya'dan esen, dünyayı kasıp kavuran ve K-Pop diye adlandırılan müzik türü ve müzik grupları modasının Türkiye'deki ilk örneği Manifest ama tek kalmayacağı açık.

Şu aralar başka kız ve erkek müzik grupları için harıl harıl elemeler yapılıyor çünkü.

Öncülleri de var kuşkusuz ama bu "piyasa"da önce Gülşen, Hadise, Aleyna Tilki gibi isimler vardı. Sahnede bedenine ve cinselliğine indirgenen, aşağılanan bu kadın tipinin karşısına eş zamanlı olarak küfür, argo ve cinsiyetçi ifadelerle dolu şarkılarıyla Batuflex, Narco, Era7Capone, Norm Ender, Çakal, Sefo gibi erkek şarkıcılar çıkarıldı. Her biri ayrı ayrı tartışılsa da sonuç maalesef değişmedi.

ÇOCUKLARIMIZDAN NE İSTİYORLAR

Manifest ya da diğerlerine ilişkin açılan soruşturmaların hukuki boyutunu hukukçular tartışır ama güzel yetişsinler diye üzerine titrediğimiz çocuklarımıza tasallut eden bu küresel projeleri sorun etmek, takip etmek ve etki gücünü kırmak için mücadele etmeliyiz.

Meselenin açıklık-kapalılık, serbestlik, özgürlük, hoşgörülülük vesaire ile alakası yok. Seküler hayat tarzını benimsemiş aileler için de en büyük endişe kaynağı aynı çünkü. Kız çocukları için yaşlarına yaraşır, mental ve bedensel gelişimlerine uygun kıyafet bulamama sorunuyla aynı mesele bu.

Nasıl moda dünyası ve hazır giyim sektörü tuhaf şekilde kız çocuklarımızı beli göğsü sırtı omuzları açık, etek-şort boyu kısa bile olmayan ,-hiç olmayan kıyafetler giymeye zorlayacak şekilde pazarı tek elden biçimlendiriyorsa müzik sektörü de kız ve erkek çocuklarının önüne koyduğu "rol modellerle" bir şey yapmaya çalışmakta.

Sanki tüm kızlar -affınıza sığınarak ifade ediyorum- eskort kız, tüm erkekler ya trans ya mafya görünümlü olsun, bu tanımların dünyasına yatkın olsun, gerektiğinde müsait olsun gibi bir uğraş var sanki.

Rol modellerin ortak özellikleri sahne kıyafetlerinin, makyajlarının, danslarının, davranışlarının, duruşlarının, bakışlarının aynı tornadan çıkmış gibi olması projeyi tanımlıyor. Bazıları akli melekeleri yerinde değil yahut uyuşturucu etkisindeymiş gibi. Kızların tamamı -açık giyinmekle alakası olmayacak şekilde- teşhirciliğe varan şekilde giydiriliyor. Kızlar da erkekler de müstehcen. Poz verirken, dans figürlerini tekrar ederken aynı çirkinliğe indirgeniyor ve tüm bunlar 3-5 yaşındaki çocuklardan başlayarak çocuklarımızın masumiyetinin üzerine boca ediliyor. Niye

Onların büyüme, hayatı merak etme, deneyimleme, yeni duygularla tanışma ve genç olma hallerini, heyecanlarını manipüle ediyorlar. Nazikçe sevgiyle samimiyetle geçmeleri gereken yollar kirletiliyor; akılları yolları hayalleri idealleri ve dünyayla ilişkileri saptırılmak isteniyor. Bunu görmeyelim mi

EMPERYALİST EMELLER, POPÜLER KÜLTÜRLER

Bunun LGBT propagandasıyla paralel yürüyen küresel bir proje olduğu da açık.

Popüler kültür öyledir zaten. Asla kendiliğinden gelişmez. Eğlence anlayışları da eğlence araçları da belli merkezlerden tasarlanarak sunulur. Para yatırılır, projelendirilir, kurgulanır, pazarlanır.