İzmir'in kurtuluşu

2004 Aziz Kocaoğlu'nun belediye başkanlığından başlatırsak 22 yıldır, 1999'da DSP'den seçilip CHP'ye geçen Ahmet Piriştina'yı da sayarsak 27 yıldır İzmir'i kesintisiz şekilde CHP yönetiyor.

Yönetmek denirse elbette...

Zira büyük bir şehri belediye hizmetleri bakımından yönetmek vatandaşa hizmet götürmek, alt yapı yatırımlarını tamamlamak, var olan sorunları çözmek, çözemiyorsanız da kalıcı çözümü üretene kadar sorunları başka sorunlar üretmeyecek şekilde yönetmektir.

İzmir'in bu manada iyi yönetilmediğini hatta hiç yönetilmediğini en katı CHP'liler bile itiraf ediyor artık.

Yıllarca İzmir'i Anadolu'dan üstün tutan kibirli anlayış bile "evet kötü kokuyor" diyor sonunda.

Toplanmayan ve sokaklarda devasa yığınlara dönüşen çöp yığınlarından, pis kokudan, sinek-sivrisinek sorunundan tüm Türkiye'nin haberi var zaten. Akmayan sular, ödenmeyen işçi maaşları, grevler, yetersiz toplu ulaşım, Körfez'in kirlenen suyunda ölen balıklar, eskidikçe eskiyen alt yapı, deprem riskine rağmen kentsel dönüşümden mahrumiyet, otopark ve trafik sorunları ile İzmir geçen yüzyılda kalmış devasa bir gecekondu şehri.

***

Oysa gelirler bakımından şanslı bir şehir İzmir. İlçeleriyle beraber Türkiye'nin en fazla turist çeken illerinden biri olduğu için tesislerden, turistlerden, limanlardan, ticaret potansiyelinden, güçlü sanayisinden önemli meblağlar elde ediyor. Üstelik bütçesinin en önemli kalemi Hazine'den geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2025 faaliyet raporuna göre Hazine ve Maliye Bakanlığı ile İller Bankası üzerinden tahakkuk eden pay 56,8 milyar TL. Merkezi idare yatırımlarıyla, ilçelere giden bütçe paylarıyla beraber rakamın kabaca 130 milyar bandında olduğu söyleniyor.

Hal böyleyken çivi dahi çakılmamış İzmir'e. Ne alt yapı sorunları, ne atık su-temiz su çalışması, ne gecekondu temizliği, ne trafik, ne çöp-hijyen sorunları çözülmüş.

Bunun yerine çöpleri Atatürk heykelleriyle, Körfez'in kötü kokusunu yandaş şarkıcılara fahiş fiyatlarla konser verdirerek bastırmayı denediler. "İzmir'in dağlarında çiçekler açar" diye tempo tutarken bile İzmir'in meydanları çöp yığınından geçilmiyordu.

Bu kadar güzel ve zengin bir şehrin bu kadar kötü yönetilmesini ancak CHP başarabilirdi.

Olan da budur.

Buna Özel-İmamoğlu yönetiminde CHP belediyelerindeki yolsuzluk, imar-ihale usulsüzlük, rüşvet-irtikap gibi yüz kızartıcı suçları da ekleyince tablo çok daha ağırlaşıyor.

***

Şimdi gündemde İzmir'in kurtuluş arayışı var. 18 Haziran'dan bu yana bağımsız olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın yarın AK Parti'ye geçeceği iddiaları siyasi arenayı hareketlendirdi.

Henüz bu iddiayı doğrulayan yok ama Tugay'ın 30 Eylül'de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi ve ardından Erdoğan'ın talimatıyla hem Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum hem Ulaştırma Bakanı Uraloğlu ile İzmir'in sorunları ve yatırım ihtiyaçları hakkında görüşmesi transfer ihtimalini güçlendirdi.

Öte yandan Cemil Tugay'ın mutlak butlan sonrası CHP'den istifa ettiği fakat daha önceden Özgür Özel ile beraber hareket edeceğini söylemesine rağmen Yeni Parti'ye geçmemesi, Yeni Parti'de umut görmediğini gösteriyor.

Başka alametler de var tabii. Birkaç gün önce Tugay'ın "etkinliklere katılamadığı gerekçesiyle" Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliğinden çıkması; "AK Parti'ye geçerseniz işçileri işten çıkarır mısınız" şeklindeki bir soruya "nereden çıkartıyorsunuz geçeceğimi" demek yerine "işini yapan kimseyi çıkartmam" demesi; üstüne bir de Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Tugay ile iletişimleri olmadığını söyleyip "Geçebilir mi, evet geçebilir" şeklinde yuvarlaması yarın AK Parti rozetinin Cemil Tugay'ın yakasına takılacağının işareti sayılmalı.