Erdoğan'ın Özgür Özel'in eğitimine katkısı

102 yaşındaki Cumhuriyet Halk Partisi en az 16 yıldır siyasi, hukuki ve ahlaki değerler açısından her gün biraz daha geriye gidiyor. Partinin kodlarının ve kadrolarının -siyaset dışı bir el tarafından- değiştirilmesiyle ve gidenin yerine getirilen son iki genel başkanın birbirinden kötü yönetimiyle bugün CHP yolsuzluk, rüşvet, irtikap, casusluk gibi yüz kızartıcı suçlarla anılıyor.

CHP'deki tasfiye/yerleştirme açısından kritik tarih 2010'dur.

2010'DAN BERİ CHP'DE NELER OLUYOR

Öncesinde 2007'ye kadar darbe-vesayet mekanizmasından beslenen CHP zihniyeti, iktidara gelemese de halkın seçtiklerini bu yolla rapt-ü zapt altına alabiliyordu. 27 Nisan 2007'de AK Parti'nin, iktidara e-muhtıra vermeye kalkan darbeci kadrolara görevlerini hatırlatıp "işinize bakın" demesiyle "asker" siyasetin dışında kaldı. Cumhuriyet mitingleri, "tehlikenin farkındayız" yaygaraları işe yaramadı. Aynı zihniyetten medyanın, iş dünyasının, akademinin heyheylenmesi "millet iradesine" tosladı.

Muhtıra sonrası ilk seçimde AK Parti tek başına yüzde 46,58 oy alarak iktidarını güçlendirdi. CHP ise günden güne zayıfladı, çözüldü, dönüştü ve yer yer kokuştu.

KILIÇDAROĞLU CHP'Sİ DEVLETLE UĞRAŞTI

Deniz Baykal'ın -ajan örgütü- FETÖ kumpasıyla indirilip yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesiyle CHP milletle değil devletle uğraşan bir parti haline geldi. Kılıçdaroğlu tüm gücüyle kamu kurumlarına ve meşru hükümete saldırdı. Ülkenin güvenliğini ilgilendiren meselelerde, terörle mücadele konularında istisnasız karşı tarafla saf tuttu.

Ama başaramadı. Gezi kalkışmasına, ABD Başkan yardımcısı Joe Biden'ın "CHP'ye yardım edeceğiz, Erdoğan'ı indireceğiz" vaatlerine, batılı büyükelçilerle gizli toplantılara, FETÖ elebaşının yaşadığı Pensilvanya'da ortadan kaybolarak yaptığı gizli buluşmalara, yedi muhalefet partisinin oyunu CHP'ye taşımasına rağmen CHP'yi yine de iktidara taşıyamadı Kılıçdaroğlu.

Onun da ipi çekildi.

KARANLIK BİR GÜÇ ELE GEÇİRDİ

Yerine kimliksiz, kişiliksiz, girdiği kabın şeklini alan, parayla diploma, kurultay yahut siyasi güç satın alabilen bir profil üretildi. Karanlık, kirli, şaibeli tarafları gizlendi, cilalandı, yalandan bir kahramanlık öyküsü yazıldı.

Özgür Özel ismine bu noktada ihtiyaç duyuldu. Genel başkan pozisyonu hazırlandı. Parti içi çekişmeler, parayla delege satın alınması, şaibeli kurultay tartışmaları, itiraflar, suçlamalar, mahkemeler bu sürecin bir sonucu olarak çıktı ortaya.

Bugün CHP ile aynı cümlede kullanılan yolsuzluk, rüşvet, kamu gücünü şahsi menfaat için kullanma, belediye başkanlığına seçilen isimlerin mal varlığındaki çılgın artış, 16 yaşındaki kız çocuğuna sarkıntılık, pavyon işleten CHP'li belediye başkanının çalışanların maaşını belediye bütçesinden karşılaması, sevgililerini belediyeden maaşa bağlaması gibi utandıran söz grupları partideki çürümenin değişik boyutları.

SORUN ÇÖZEMEYEN SORUNUN PARÇASIDIR

Mevcut CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bu sorunları çözemediği aşikar. Parti yönetimin de acz içinde olduğu anlaşılıyor.

Partiyi temizlemesi, ilkeler-değerler açısından yeniden inşa etmesi ve elbette Türkiye'nin menfaati için güçlenip siyaset üretmesi gerekirken Cumhurbaşkanına ve onu seçen milletin iradesine mütemadiyen hakaret etmeyi tercih ediyor Özgür Özel.

İstanbul Büyükşehir Belediyesini 160 milyar kamu zararına uğrattığı iddiasıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu'nu savunmak için hem yargı mensuplarını hem yürütmenin başını suçluyor. Yargının konusu olan İmamoğlu dosyasından dolayı Cumhurbaşkanına "cuntacı" diyor.