CHP'de: Hizip forever

CHP'nin adı kadar meşhur bir ifadedir "klikler partisi CHP" vurgusu. Herkes kendi kişisel tarihi kadarında bile CHP içindeki klikleşmeye, krizlere, çatışmalara, bölünmelere tanıklık etmiştir.

Nitekim daha kuruluş yıllarında başlayan klikleşmeler zamanla partinin karakteri haline gelir.

Tek parti döneminde İnönü ile Celal Bayar arasında liberal-devletçi ayrışması;

Demokrat Parti'nin iktidar olmasıyla başlayan ve CHP'nin kaderi haline gelen "muhalefet bunalımı";

1960'larda "ortanın solu" ayrışması; halkçılar ve statükocular şeklinde hizipleşme;

Turan Feyzioğlu'nun Güven Partisini kurup ayrılması; Ecevit'in Karaoğlan rüzgârı ve İnönü'nün tasfiye edilmesi; 80 darbesinde tüm partiler gibi CHP de kapatılır, SHP adıyla boy gösterilir.

BAYKAL TİPİ HİZİPÇİLİK

CHP 1992'de Deniz Baykal eliyle yeniden kurulur ama ontolojik anlam arayışları, siyasi motivasyon sorunları ve halkın teveccühünü görememe halleri aynen devam etmektedir.

Ulusalcı, devletçi çizgideki Baykal CHP'si İSKİ skandalıyla kirlenip sarsılırken 28 Şubat sürecindeki pozisyonu ve darbeci damarı nedeniyle halka/millete üstten bakan parti konumunu pekiştirir.

Parti içindeki Deniz Baykalcılar, çare Sarıgülcüler ile Önder Sav ve çevresi CHP'nin şanını "kurultaylar ve hizipler partisi" olarak yürütmeye yetti. Kurultaylardan kavga eksik olmadı, delege savaşları kesilmedi, muhalifler ya ihraç edildi ya marjinalleştirilirdi.

Baykal 2010'da patlayan FETÖ kaset skandalı neticesinde genel başkanlıktan istifa edince CHP operasyonlara çok daha açık hale geldi. Zaten o saatten sonra yaşananlar için "değişim" değil "başkalaşım" demek daha doğru olacaktır.

Demokrasi ve siyaset açısından kritik bir dönemden geçiliyordu. AK Parti iktidarı FETÖ'yü devletten kazımak, sivil toplum içinden temizlemek için gizli-açık zorlu bir mücadele veriyordu. FETÖ'nün temel taktiği ise içine sızmak istediği yapının rengine bürünerek Sosyalistler arasına sosyalist, liberaller arasına liberal gibi sızmak şeklindeydi.

KILIÇDAROĞLU CHP'Yİ BAŞKALAŞTIRDI

Bürokratlıktan gelen Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir dönemde oturdu Baykal'ın koltuğuna.

"Devletçi CHP"yi aldı, devletle kavga eden, devlete kafa tutan, devlet kurumlarını yıpratmaya çalışan bir parti hüviyetine soktu.

İddiası CHP'yi "Yeni CHP" yapmaktı. Farklı toplum kesimleriyle irtibat, başka partilerle ittifak kurdu. İktidar hedefinde her yola mubah dendi. Bu sayede 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ipi göğüsleyemese de CHP'nin hiç görmediği bir oy oranına, yüzde 49'a ulaşmayı başardı.

Ama Kılıçdaroğlu'nun kendi adaylığında ısrar etmesi parayla ve makamla güç temerküz eden Ekrem İmamoğlu figürü ve arkasındaki güçler için büyük bir hoşnutsuzluk kaynağı oldu. Meral Akşener başta olmak üzere İmamoğlu adına yuvarlak masayı sallayanlar oldu. Lakin Kılıçdaroğlu kimine belli sayıda milletvekili, kimine bakan koltuğu sözü vererek aday olmayı başardı.

Ama Mayıs seçimlerini kaybetti. 3-4 Kasım 2023'teki CHP kurultayına da bu havada gidildi.

Muharrem İnce önceki kurultaylarda Kemal Bey'in canını en fazla sıkan rakibiydi; son dakika cumhurbaşkanı adayı gösterilerek bertaraf edildi. Ulusalcı klikten kalanlar, Selin Sayek Böke, Aylin Nazlıaka gibi isimler ise kısa zamanda paralize oldu.

KURULTAYDA BAŞLADI, MAHKEMEDE BİTTİ

Lakin anlaşıldı ki paranın gücüyle varlık ve ağırlık kazanan İmamoğlu-Özel ikilisi Kılıçdaroğlu'nu şaibeli ve sonu mahkemede biten bir kurultayla alt etti.

Özgür Özel -vekaleten- CHP genel başkanı, Ekrem İmamoğlu parti içinde sahnelenen komik bir piyesle cumhurbaşkanı aday adayıymış gibi yapıldı.