Ankara NATO'dan ne istiyor

NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile davetli ülkelerin liderleri bugün başkent Ankara'da. İki gün boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde NATO'nun geleceğini konuşup bir karara bağlayacaklar.

NEREDEN NEREYE

Soğuk Savaş boyunca Türkiye'ye SSCB sınırındaki "ileri karakol" gözüyle bakıldığı, "piyade gücü" ile tanımlandığı vakıadır.

"Batı" kaynaklı askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel müdahaleler nedeniyle bu sorunlu sınıflandırma ve sınırlandırmalara razı gelindiği de öyle.

Ama artık öyle değil. Çoktandır değil.

Başbakan dahil on binlerce şehit vererek darbelere, işgal girişimlerine, terör saldırılarına, ülkeyi ve milleti bölme girişimlerine, her fırsatta Batı başkentlerinden alaka dilenen sömürge kafalı eziklere rağmen o devir kapandı.

Hafıza hatırlandı.

Coğrafya uyandı.

Milletin iradesi devlete hakim oldu.

İLERİ KARAKOLDAN MERKEZ ÜLKEYE

"Bölgesel sahiplenme doktrini", "kazan-kazan siyaseti", "360 derece dış politika" doktrinleriyle hareket eden Türkiye bugün NATO'nun diğer üyelerince de "merkez ülke".

NATO'nun ihtiyaç duyduğu güvenlik şemsiyesinin, ilişkiler ve etkileşimler haritasının, sahip olduğumuz askeri kabiliyetlerin, Asya'ya kayan küresel ağırlık noktasının tam merkezindeyiz.

Tüm ekosistemiyle beraber yerli ve otonom bir savunma sanayiine sahip Türkiye. Yeni nesil insansız savaş uçağı bile yaptık. Ama asıl önemli olan bu değildir.

Şudur: Askeri ve insani gücünü sahada -savaş meydanında, çatışma alanlarında, kriz bölgelerinde- defalarca kanıtladı Türkiye. Kuralsızlığın ve ahlaksızlığın diz boyu olduğu günümüzde Türk askeri tek sivilin bile kılına zarar getirmeden sonuç aldı. Karabağ'da, Libya'da, Suriye'de... Terörle mücadelede...

Savaşların ve krizlerin sürdüğü komşu coğrafyalarda askeri siyasi gerilimleri düşürdü. Arabuluculuk yaptı. Sağlam durarak ateşin yayılmasını önledi.

Sahada ve masada güvenilir ortak olduğunu gösterdi Türkiye. NATO üyeleri işte böyle bir Türkiye ile iş yapmak umuduyla toplanıyor Ankara'da.

NATO TÜRKİYE'DEN NE İSTİYOR

Öte yandan ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki gerilim NATO'nun geleceğini etkileyecek kadar sarsıcı. ABD'nin ve Avrupa'nın tehdit algısı ve öncelik sıralaması değişti çünkü.

ABD, Çin'i çevrelemek, kuzey kutbuna odaklanmak, yapay zeka, siber tehditler ve nükleer gibi konulara eğilmek, kendi parasıyla Avrupa'nın bekçisi olmak istemiyor. Kendisine stratejik liderlik gibi bir konum biçiyor.

Halbuki Avrupa için Rusya çok yakın, hızla yaklaşan ve ölümcül bir tehlike. Trump'ın şok edici tutumu ve Avrupa'yı tereddütsüz terk edişiyle hissettikleri dehşet de çaresizlik de arttı. Panik halindeler.

Kendi özerk güvenlik yapılarını oluşturmak için çeşitli hamleler yaptılar ama her şey yolunda gitse bile (-ki asker bulamamalarından bütçe oluşturamamalarına kadar sorun çok) caydırıcı olabilmeleri için 15-25 yıla ihtiyaç var. Rusya onların keyfini bekler mi

İşte tüm bu çaresizliklerin içinde güçlü ve istikrarlı Türkiye aradıkları kurtarıcı demek onlar için.

O kadar ki kendi vaziyetinden haberi olmayan, kibirli ve küstah Avrupa Komisyonu komiserleri bile üçer beşer çıkarma yaptı geçen hafta Ankara'ya.

Velhasıl... Ev sahibi Erdoğan'dan ve Trump'ın "çok akıllı adamlar" dediği çalışma arkadaşlarından çeşitli formlar, anlaşmalar, süreçler içinde bunu istiyor NATO.

PEKİ, TÜRKİYE NE İSTİYOR NATO'DAN

- Sahada ve masada sahip olduğu güçle dünyada adaletin ve merhametin hakim olmasını istiyor.

- NATO üyelerinin hayran ve muhtaç olduğu savunma sanayii gücüne tek başına ve hatta müttefiklerinin yaptırımlarına/kısıtlamalarına rağmen sahip oldu Türkiye.