ABD'nin ulusal stratejisi ve Trump'ın Çin ziyareti

Trump, Çin'e gardı düşük gitti. 8 buçuk yıl sonra gerçekleşen ziyaret çok önceden planlanmıştı ama ABD'nin İsrail'in kuyruğunda girdiği İran savaşı Trump'ın -tüm o şişinmelerine, İran'ı mahvettik söylemlerine rağmen- elini epey zayıflattı.

Tam da bu nedenle -ABD Başkanı ticaret ve teknoloji alanındaki tek rakibi Çin'le masaya güçlü oturabilsin diye- marttan mayısa ertelenmişti ama beklenen İran zaferi bir türlü kazanılamadı.

Ateşkese, dolaylı müzakerelere, taraflar arasında gidip gelen metinlere rağmen iki devletin uzlaşma ihtimali hala çok zayıf.

ABD medyası da eleştiriyor Trump'ı bu konuda. Ama ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir gerilim, belirsizlik yahut tarafların netleşmesi de beklenmiyor.

Beklenen şey mevcut durumun korunması; iki taraf için de yeni istikrarsızlıklar üretmemek. Bunun için geçen sene karşılıklı olarak yüzde 100'e yükseltilen gümrük vergilerinde bir miktar esneme, ticari anlaşmalar, yapay zeka ve teknoloji yatırımları bekleniyor. ABD, Çin'den nadir toprak elementi alır, Çin'e enerji ve uçak satar gibi. Tayvan konusunda ise iki taraf da mevcut durumu korumak istiyor.

ÇİN SESSİZCE BÜYÜDÜ

Çin -ABD'nin şerrini üzerine çekmemek için- sessizce büyüdü zaten. Ucuz işgücü ve ucuz enerji/ucuz petrol sayesinde ucuza mal ettiği teknoloji ürünleriyle dünya piyasalarını ele geçirdi. "Çin malı" dendiğinde hepimizin aklına nitekim ucuz ve bir süre iş gören, kullan-at mamuller gelir.

Çin ticarette, teknolojide, diplomaside alan tutup ABD ile boy ölçüşür hale geldiğinde ABD siyasetinin de gündemine birinci sıradan girdi ama iş işten çoktan geçmişti.

Askeri gücünün büyüklüğü bilinse de Çin bunu sahaya özellikle yansıtmıyor. Global Firepower (GFP) 2026 sıralamasına göre Çin dünyanın en büyük ikinci askeri gücüne sahip. Birinci ABD tabii.

Ekonomik büyüklük açısından da yarış halindeler. Birbirlerine üstün oldukları ya da geride kaldıkları alanlar var ama nihayetinde rakip durumundalar. Nitekim ABD 2026 Ulusal Strateji Belgesinde "rakip" olarak işaretlenen/hedeflenen tek ülkeydi Çin.

HÜRMÜZ BOĞAZI AÇILIR MI

Öte yandan İran savaşı dolayısıyla Çin ucuz petrol sevkiyatında sıkıntı yaşasa da tolere edemeyeceği bir sıkıntı yaratmadı bu durum. Tam da bu yüzden Trump'ın "İran'a baskı yap Hürmüz'ü açsın, şartlarımızı kabul etsin" talebine dört elle sarılması beklenmiyor Şi Cinping'in.

Yaşadığı ucuz petrolden mahrumiyet sorunu Çin'i zorlasa da bitmeyen savaşın ABD'yi daha fazla yorduğu ve maliyet yüklediği gerçeğiyle masadan daha az karla kalkmasını ister Trump'ın. Buna dayanacak gücü olduğu da açık.

Dolayısıyla savaşta elinin güçlenmesi için İran'a silah ve istihbarat desteği verdiği bilinen Pekin, Tahran ile stratejik ortaklığını riske atmayacaktır.

Ama dünyanın en güçlü iki ekonomisinin ve iki ordusunun lideri üç gün boyunca yeni dönemin çerçevesini, küresel dengelerin şirazesini belirleyecek.

TRUMP DÖNEMİNDE ÇİN: TEHDİT DEĞİL RAKİP

Bilindiği gibi ABD'nin Çin politikasında Trump ile beraber bir değişiklik oldu. İlk döneminde başlattığı revizyonu ikinci kez seçildiğinde de devam ettirdi Trump.