ABD kazanmadı, İran kaybetmedi

Trump'ın İran savaşını 'destansı öfke' ile başlayıp 'destansı hezimet'le bitirmesi, ABD'nin Ortadoğu'daki kontrolünü Netanyahu'ya mı kaptırdığını sorgulatıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, ABD-İran ateşkesinin ardından İsrail'in Lübnan'a düzenlediği ağır saldırıları Trump'ın çaresizliğinin kanıtı olarak sunarken, kontrolü kaybeden ABD Başkanı ile kontrolsüz hareket eden İsrail arasındaki ilişkiyi analiz ediyor. Argümanına göre 40 günlük savaş ABD için maddi ve siyasi açıdan kayıpla sonuçlanmış, İran ise kayıp olmaksızın çıkmış, peki ABD'nin Ortadoğu stratejisinde geriye ne kalmıştır?

ABD ile İran arasında sağlanan 15 günlük ateşkesin daha ilk gününde Lübnan'a, Lübnan tarihinin en ağır saldırılarını yaparak kendisinin olduğu bir coğrafyaya huzur gelmeyeceğini gösterdi İsrail.

Dün bu yazı yazılırken Lübnan'dan iç parçalayan, öfke kabartan görüntüler ve kara haberler geliyordu. İsrail, 200 savaş uçağıyla 10 dakika içinde 100 farklı hedefi vurdu Beyrut'ta. Yüzlerce can kaybından bahsediliyor ne yazık ki.

Saldırıları "hedefler Hizbullah bağlantılı" diye gerekçelendirse de ölenlerin kimliklerinden, vurulan binaların, sokakların görüntülerinden İsrail'in sivil yerleşim yerlerini vurduğu çok açık.

Yapmadığı şey de değil zaten.

Filistin topraklarını adım adım çalarken de, Gazze'yi içinde bebekler, çocuklar, kadınlar, siviller varken yerle bir ederken de, Suriye ve Lübnan'ın güneyini "tampon bölge" yalanıyla işgal ederken de hiçbir hukuka ve insani değere uymadı İsrail.

Varlığını hırsızlık, işgal, yerinden etme ve soykırım suçlarını işlemesine borçlu bir terör devleti için "sivil hassasiyeti" ve "hukuka uygunluk" aramak abesle iştigal etmektir zaten, geçelim.

ABD-İran arasında gerçek bir ateşkes ve kalıcı barış yapılmaması için elinden gelen her melaneti yapacağını, her türlü provokasyonlara girişeceğini çıkarabiliriz buradan.

TÜRKİYE'NİN "GÜVENLİ LİMAN" İMAJI PEKİŞTİ

Nitekim İstanbul'da -kapalı olan İsrail konsolosluk binasının- polis noktasına yapılan terör saldırısını da böyle görmek gerek. Zaten kendi beslemesi olan - DAEŞ mensubu- teröristlere kendi binasını bastırarak güya Türkiye'nin itibarına ve "güveli liman" imajına zarar verecekti terör devleti.

Kahraman polislerimiz olaya anında müdahale edip savcılık anında soruşturma başlatınca ve devletin ve siyasetin her kademesinden kararlılık mesajı gelince tam tersi oldu.

Etkin diplomatik gücü, güvenilir müttefik olması, güçlü liderliği, akılcı ve ahlaklı bölge politikalarıyla Türkiye'nin "güvenli liman" imajı bir de bu vesileyle pekişti.

TRUMP'IN ÇARESİZLİĞİ, İSRAİL'İN KONTROLSÜZLÜĞÜ

Ama Trump'ın köşeye fena sıkıştığını, kontrolü çok kolay kaybettiğini ("kontrol ve Trump mı!" dediğinizi duyar gibiyim), "İran medeniyetini yerle bir edeceğim" dedikten birkaç saat sonra İran ile anlaştıklarını duyurmasından anlaşılacağı üzere çaresizlik içinde kıvrandığını anlıyoruz.

Ateşkesin peşi sıra yapılan "Lübnan dahil değil" açıklaması da, Beyrut'ta katliama girişmesi de Netanyahu hükümetinin ne kadar ileri gidebileceğinin açık göstergesi. Asıl kontrolsüz yapının, hiçbir hukuka ve ahlaka bağlı olmayan işgal devleti İsrail olduğu bir kez daha çıkıyor ortaya.

Belli ki bir nedenle (Epstein rezaleti) ABD Başkanı'nın kendi sözünden, güdümünden çıkmasına izin vermeyecek İsrail. Kendisi açısından -İran ile ateşkes gibi- küçük tavizler verse de karşılığında büyük lokmalar isteyecek coğrafyadan.

Sahada bunu aynen böyle görüyoruz zaten.

Beyrut'taki son katliama, Lübnan topraklarının onda birini işgal etmesine, Suriye içlerindeki ilerleyişine, Gazze ateşkes planına uymamasına, Batı Şeria'da yeni yerleşimci (işgalci) planlarına, "mahkum" (aslında masum) Filistinlilerin idam edilmesine yönelik çıkarılan gayri hukuki yasaya gıkını çıkaramıyor ABD Başkanı.