3 Kasım: Türkiye'nin seçimi, değişimi, yeni krizi

3 Kasım 2002 seçimlerine gidilirken Türkiye de dünya da zorlu, sarsıcı, sert bir gerçeklik içindeydi.

11 Eylül 2001'de İkiz Kulelere saplanan o iki uçak küresel siyasette büyük bir kırılmaya yol açtı. "Terörizmle mücadele" gerekçesine sığınan ABD ve batılı koalisyon yakın coğrafyamızı -yüzyıl sonra bir kez daha- tarümar etmek için bekledikleri fırsata kavuştu. Irak ve Afganistan'ın fiili işgali, bölge devletlerin zayıflatılıp baskı altına alınması, yüzbinlerce insanın katledilmesi, şehirlerin yok edilmesi, sahanın İran yayılmacılığı ve envai çeşit terör örgütü için elverişli hale gelmesi...

Türkiye ise büyük bir güven bunalımı yaşıyordu. 99 depreminde devleti yanında göremeyen, her 9 ayda bir kurulup çabucak yıkılan hükümetlerden, koalisyon pazarlıklarından, milletvekili alıp satılmasından bıkıp usanan halkın belini asıl kıran şey ise 2001 ekonomik krizi oldu. İktidar partilerine de mevcut muhalefete de itibar etmedi. Buna rağmen yüzde 79 gibi yüksek bir oranlara sandıklara gitti ve kurulalı henüz bir yıl olan Adalet ve Kalkınma Partisine hükümet kurma yetkisi verdi.

Bu, Türkiye için "yüzyılın seçimi" idi.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti kendisine verilen vazifenin kıymetini bildi, gereğini yaptı ve Türkiye'yi 24 yılda asırlık özgüvenle, hizmetlerle, atılımlarla tanıştırdı.

Bu sayede önümüzdeki yüzyıldan "Türkiye Yüzyılı" diye bahsediyoruz. Bunun retorik olmadığını, hakikat olduğunu muhalefet dahil herkes biliyor. Ve ilginçtir, en net görenler Türkiye düşmanları ve Türkiye ile rekabete tutuşanlar.

**

Her alanda gerçekleştirilen "sessiz devrim" bugün artık sayılamayacak kadar çok, hatırlanmayacak kadar uzak geçmiş. Ama yeni rutinlerle, yeni sorunlarla, yeni krizlerle yine sınanmaktayız.

En sıcak ve sinsi gündem konusu "fon krizi".

Bilhassa "AK Parti tabanında" yavaşça yayılıyor bu, dipte ısınıyor. Patlamadan söz edilemez ama. Erdoğan'a, onun şahsına, işin ucunu bırakmayacağına dair güvende sarsılma yok çünkü.

Fakat AK Parti'yle vatandaş arasında bir mesafe oluştuğu açık. Kamuoyu araştırmaları yüzde 3-6 bandında bir oy kaybı olarak ölçüyor bu mesafeyi.

Seçimlere uzun bir zaman var tabii. Haliyle alınan tedbirlerin hayata geçmesi, soruşturmanın genişlemesi ve yargılamaların neticelenmesine paralel olarak seçmen o vakte kadar güven tazeleyebilir. Hatta hesap sorulduğu, vatandaş kayıpları hakkaniyetle karşılandığı, tüm suçu ve kusuru olanlara ceza kesildiğini görünce "helal olsun" noktasına da gelebilir.

Süreç ilerledikçe göreceğiz.

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın erken aksiyon aldığını, krizi cürmünde tutmak için etrafını çevrelediğini, ilgili kurumları ve yardımcısını atadığı komisyonu çalıştırdığını görüyor vatandaş. Not ediyor. Zaten konu vatandaş arasında Erdoğan dışarıda tutularak konuşuluyor.

Geri ödemelerin sakinleştirici etkisi de oldu kuşkusuz ama krizin çarpan etkisi sürüyor. Partiyi çeyrek asırdır iktidarda tutan taban yapılanları dikkatli ve kırgın bir ruh haliyle takip ediyor.

3 KASIM: ABD'NİN SEÇİMİ NE OLACAK

ABD'de bugün ara seçimler var. 435 üyeli Temsilciler Meclisi ve 100 üyeli Senato'nun 35 üyesi belli olacak. 2 yıl önce Trump başkan olurken Cumhuriyetçiler de mecliste üstünlük kazanmıştı. Bu defa anketlerde Demokratlar önde. Sandık da böyle olursa Trump'ın bölge politikalarında rota değişikliği olabilir ya da zora girebilir.