Şampiyonlar Ligi bileti, aslında şampiyonluk bileti olacak

Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde eden Fenerbahçeli futbolcuların özgüveninde de bunun etkisini görmek mümkün. Takım, Samsunspor karşılaşmasına da bu özgüvenle başladı. Sahada kendisine güvenen, ne yaptığını bilen ve oyunun kontrolünü elinde tutmaya çalışan bir Fenerbahçe vardı.

Artık Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek bir takımın, sezonun daha başında "çok fazla maç oynuyoruz" düşüncesiyle sürekli rotasyona gitmesine de gerek yok. Hele ki takımın iskeleti yeni yeni oturuyorsa...

Rotasyon elbette sezon içerisinde gerekli olacak. Özellikle sezon sonlarına doğru oyuncuların yorulduğu, sakatlıkların ve cezaların arttığı dönemde kadro derinliği büyük önem taşıyacak. Ancak sezonun başında öncelik, mümkün olduğunca aynı kadroyu sahaya sürerek oyuncuların birbirini daha iyi tanımasını ve takımın oyun sisteminin oturmasını sağlamak olmalı.

Ve görünen o ki Fenerbahçe'de bu konuda önemli bir mesafe alınmış durumda.

Kadro oturmaya, oyuncular birbirini anlamaya başladı.

Bu yıl Fenerbahçe'de temelden başlanmış bir inşaat var. Şimdilik inşaat oldukça iyi gidiyor. Sezon sonunda ortaya çok daha sağlam ve güçlü bir yapı çıkacağını düşünüyorum.

Tecrübe yılı

Aziz Yıldırım, tecrübesiyle Fenerbahçe'ye bu sezon çok şey katıyor. Bana göre bu yılın adı "tecrübe yılı" olmalı.

Uzun yıllar kulübün başında kalan Aziz Yıldırım, geçmişte yaptığı hataların da doğru yaptığı işlerin de farkında. Bugün geçmişe bakarak hangi kararların Fenerbahçe'ye fayda sağladığını, hangilerinin ise kulübe zarar verdiğini daha iyi değerlendirebilecek bir tecrübeye sahip.

Bu sezon yapılan hamlelere baktığımızda, geçmişteki doğrular üzerinden ilerleme ve hataları tekrar etmeme çabasını görmek mümkün.

Ancak burada bir parantez açmak gerekiyor.

Anderson Talisca'nın gönderilmeye çalışılması, taraftar açısından istenmeyen bir durum olsa da bunun temelinde yabancı oyuncu kuralının bulunduğu açık. Bana göre yönetimin normal şartlarda Talisca gibi bir oyuncuyu göndermek isteyeceğini düşünmüyorum. Bugünkü şartlar olmasaydı Fenerbahçe, Talisca'yı göndermek yerine onun seviyesinde başka bir oyuncu transfer etmek için uğraşırdı.

Buradaki asıl sorun ise Türkiye'deki yabancı kuralı.

yabancı kuralı artık değişmeli

Türkiye Futbol Federasyonu'nun yabancı oyuncu kuralı konusunda artık daha uzun vadeli ve istikrarlı bir sistem oluşturması gerekiyor.

Avrupa'nın birçok ülkesinde kulüpler yıllardır belli kurallar üzerinden kadrolarını planlıyor. Bizde ise birkaç yılda bir sistem değişiyor. Kulüpler bir düzenlemeye göre kadro kuruyor, oyuncu transfer ediyor, planlama yapıyor; ardından bir süre sonra kurallar yeniden değişiyor ve herkes yeniden sil baştan başlamak zorunda kalıyor.

Bu durum sadece Fenerbahçe'nin değil, diğer büyük kulüplerimizin de problemi.

Kulüplerin önünü görebilmesi, birkaç yıllık plan yapabilmesi gerekiyor. Her birkaç yılda bir değişen kurallar, hem sportif hem de ekonomik anlamda ciddi sıkıntılar oluşturuyor.

maça dönersek: fenerbahçe çok daha farklı kazanabilirdi

Samsunspor maçına dönecek olursak, karşılaşma Fenerbahçe açısından oldukça iyi geçti.

Takım çok sayıda pozisyona girdi. Hücumda etkili oldu, rakip kalede ciddi tehditler oluşturdu. Ancak son paslarda ve özellikle son vuruşlarda biraz daha dikkatli olunabilseydi, Fenerbahçe bu karşılaşmayı çok daha farklı bir skorla kazanabilirdi.

Vedat Muriqi inanılmaz bir güven veriyor. Çok soğukkanlı hareket ediyor. Yıllar önce Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra özellikle İspanya'da kendisini çok geliştirdiği açıkça görülüyor.

Fenerbahçe'nin yıllar önce gönderdiği Vedat Muriqi, bugün yeniden takıma geldiğinde bana adeta başka bir oyuncu gibi görünüyor.

Sanki Edin Džeko'nun yerine yine onun özelliklerini taşıyan bir forvet transfer edilmiş gibi...

Vuruşlarında çok daha dikkatli, topu saklamasını biliyor, arkadaşlarını çok iyi yönlendiriyor ve takımın hücumunu ileriye taşıyor. Fenerbahçe'nin uzun zamandır böyle bir forvet tipine ihtiyacı vardı.

Vedat muriqi ve lukaku büyük avantaj

Lukaku da benzer özelliklere sahip bir oyuncu.

Bu nedenle Lukaku'nun da alınmış olmasını doğru buluyorum. İki oyuncunun da 30 yaş üzerinde olması ilk bakışta dezavantaj gibi görülebilir ancak uzun bir sezonda tam tersine büyük bir avantaja dönüşebilir.

Biri yorulduğunda, cezalı olduğunda veya sakatlandığında diğeri onun yokluğunu aratmayacaktır.

Üstelik dönüşümlü olarak kullanıldıklarında iki oyuncunun da sezon boyunca daha diri kalması mümkün.

Şu anda Vedat Muriqi'nin performansı iyi olmasaydı ve Lukaku da henüz kendisini bulamamış olsaydı, bu kez taraftarın tepkisi çok daha farklı olabilirdi. Ancak bugün geldiğimiz noktada ikisinin de birbirine karşı bir avantajı oluşmuş durumda.

Bir başka önemli nokta ise Fenerbahçe'nin oyun alışkanlığı.

Fenerbahçe yıllardır genellikle çift santrforla oynayan bir takım değil. Tek forvet üzerinden, kanatların ve orta saha oyuncularının hücuma destek verdiği bir oyun anlayışı daha çok tercih ediliyor.

Bu nedenle Vedat Muriqi ile Lukaku'nun aynı kadroda bulunması, illa ki ikisinin aynı anda sahada olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, uzun sezonda Fenerbahçe'ye çok önemli bir rotasyon avantajı sağlayabilir.

Gelelim Oğuz Aydın'a...

Kerem'in sakatlığında Oğuz Aydın önemli bir fırsat yakaladı ve bu fırsatı da güzel değerlendiriyor.

Burada geçmişte yapılan bir hataya da değinmek gerekiyor.

Kerem'in performansının kötü olduğu dönemlerde ısrarla oynatılması, aslında hem oyuncuya hem de takıma zarar verebiliyordu. Böyle dönemlerde oyuncuyu bir süre yedek bırakmak, hem üzerindeki baskıyı azaltabilir hem de forma bekleyen diğer futbolculara fırsat verebilirdi.

Çünkü kötü oynadığı maçlarda bile sürekli aynı oyuncunun tercih edilmesi, arkasında bekleyen Oğuz Aydın gibi futbolcuların zamanla küsmelerine neden olabilir.