Sezonun ilk resmi maçını kazanarak başlamak her zaman değerlidir. Özellikle yeni transferlerle yeniden şekillenen bir kadro için ilk maçta alınan galibiyet, hem takımın özgüveni hem de sezonun başlangıcı adına önemli bir adımdır. Ancak Fenerbahçe'nin Gornik Zabrze karşısındaki galibiyeti, skor tabelasına yansıdığı kadar sahadaki oyuna yansımadı.
Sarı-lacivertliler topa uzun süre sahip oldu. Pas yüzdesi yüksekti, oyun kontrolü büyük ölçüde Fenerbahçe'deydi. Fakat futbol yalnızca topa sahip olmakla oynanmıyor. Rakibi zorlayan, sürekli üreten ve seyir zevki yüksek bir hücum futbolu göremedik. Birkaç pozisyon dışında takım, taraftarına istediği coşkuyu yaşatamadı.
Elbette bunun en önemli nedenlerinden biri yeni transferlerin henüz tam uyum sağlayamamış olması. Birlikte oynama alışkanlığı kazandıkça hem tempo hem de oyun kalitesi mutlaka yükselecektir. Sezon başlarında kusursuz futbol beklemek gerçekçi olmaz. Asıl önemli olan, bu geçiş sürecinde puan kaybetmeden gelişimi sürdürebilmektir.
İsmail Kartal'ın önünde belki de kariyerinin en büyük fırsatı bulunuyor. Elindeki kadro, bugüne kadar çalıştırdığı en kaliteli Fenerbahçe kadrolarından biri. Geçen sezonun oturmuş iskeletini, yapılan yıldız transferlerle doğru şekilde birleştirebilirse sadece Süper Lig'in değil, Avrupa'nın da dikkat çeken takımlarından biri ortaya çıkabilir.
Bana göre bu takımın hücum organizasyonu Marco Asensio ve Mason Greenwood'un etrafında şekillenmeli. Çünkü büyük oyuncular büyük maçların kaderini değiştiren isimlerdir. Yüzde yüz hazır olmasalar bile, sahip oldukları futbol aklı ve teknik kalite birçok oyuncunun tam hazır performansından daha fazla katkı verebilir.
Bu yüzden Marco Asensio'nun maça ilk 11'de başlaması daha doğru bir tercih olabilirdi. Yorulduğu anda oyundan çıkarılır, yerine daha dinç bir isim dahil edilirdi. Böylece hem rakip üzerindeki baskı erken kurulabilir hem de sonradan oyuna giren oyuncular daha geniş alanlar bulup daha etkili olabilirdi.
Yıldız oyuncuları kulübede başlatmanın başka bir dezavantajı daha var. Oyuna sonradan girdiklerinde tribünlerin tüm beklentisi tek bir futbolcunun üzerine yükleniyor. Bu da oyuncunun üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşılık maça yıldız isimlerle başladığınızda rakip savunma ilk dakikadan itibaren daha temkinli davranmak zorunda kalıyor ve takımın diğer oyuncuları da daha rahat alan bulabiliyor.
İsmail Kartal için bu sezon yalnızca bir şampiyonluk yarışı değil, aynı zamanda teknik direktörlük kariyerini yeniden taçlandırma fırsatı. Sezon öncesi kampını kendi planına göre geçirmiş olması da onun adına büyük bir avantaj. Artık mazeretlerden çok, sahadaki oyun konuşulmalı.
Futbol tarihinde bunun birçok örneğini gördük. Sergen Yalçın, Beşiktaş'ta taraftarın gönlünde taht kurmuş isimlerle yaşadığı sorunların ardından büyük destek kaybetti ve sonunda kulübünden ayrıldı. Fenerbahçe'de ise Aykut Kocaman ile Alex de Souza arasında yaşanan süreç hâlâ taraftarın hafızasında tazeliğini koruyor. Büyük kulüplerde sadece kazanmak yetmez; yıldız oyuncularla doğru iletişim kurmak da başarının önemli bir parçasıdır.

4