BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN İYİDİR

Fenerbahçe bu gece Liverpool karşısında iki kez geriye düşmesine rağmen sahadan 3-2 galip ayrılarak tarihi bir zafer elde etti.

Daha dört gün önce Göztepe karşısında kendi sahasında 1-0 öne geçtiği maçı 2-1 kaybeden Fenerbahçe'den bugün, deyim yerindeyse, neredeyse hiç kimse galibiyet beklemiyordu. Hatta birçok taraftarın maç öncesindeki tek beklentisi, farklı bir mağlubiyet almamaktı.

Hafta sonu sahaya çıkan kadroyu yanlış bulan, oyuncuların yaşlı ve artık yetersiz olduğunu düşünen taraftarların sayısı da az değildi.

Oysa ben bu takıma güveniyorum. Son yazımda da söylediğim gibi: Bir musibet bin nasihatten iyidir. Bazen alınan bir mağlubiyet, bazı şeylerin daha hızlı değişmesine ve gelişmesine vesile olur. Bugün yaşananlar da bunun en güzel örneği oldu.

Göztepe mağlubiyetinin ardından hızlıca yeni bir teknik direktör arayışına girildi ve Emre Belözoğlu ile anlaşma sağlandı.

Emre hocanın mücadeleci ve asi karakterini takıma yansıtacağına, oyuncularla daha güçlü bir iletişim kuracağına inanıyorum. Çok fazla kişinin işine karışmasına izin vermeyecek, yeni nesil oyuncularla iletişim kurabilecek bir futbol geçmişine ve dil avantajına sahip olması da önemli artıları.

İsmail Kartal'ın iyi niyetinden şüphem yok. Fenerbahçe'ye zarar vermek isteyecek bir insan olmadığını biliyorum. Ancak oyuncu grubuyla arasındaki bağın ciddi anlamda zayıfladığı da ortadaydı. Bir oyuncu grubu, inanmadığı bir teknik direktör için sahada aynı inanç ve mücadeleyi gösteremez. Emre hocanın bu kopukluğu giderebileceğini düşünüyorum.

Gelelim bu akşamki maça...

Yaşlı denilen, yetersiz bulunan oyuncu grubu, İngiltere'nin en güçlü takımlarından Liverpool karşısında öyle bir mücadele ortaya koydu ki neredeyse 90 dakika daha oynasalar yine koşacaklardı.

Bütün oyuncularımız kendi kapasitelerinin üzerine çıkarak mücadele etti. İki kez geriye düşmelerine rağmen pes etmediler. Mağlubiyetle sonuçlansaydı bile bu mücadeleden dolayı kimse takıma kızamazdı.