Fenerbahçe, Konyaspor karşısında sezonun en keyif veren maçlarından birini ortaya koydu. Kalecisinden forvetine kadar takımın hemen her bölgesinde yüksek bir performans vardı. Tempolu, hareketli, pozisyonu bol ve izleyenleri sıkmayan bir futbol oynandı.
Ama bu maçın bana göre en önemli mesajlarından biri çok netti:
Marco Asensio, bu takımın güneşi.
Asensio sahadaysa Fenerbahçe'nin oyununun rengi değişiyor. Top ayağına geldiğinde takımın hücum organizasyonu başka bir anlam kazanıyor. Arkadaşlarının ne yapacağını daha iyi bildiği, rakibin savunmasının da onun varlığına göre pozisyon almak zorunda kaldığı bir gerçek.
Asensio'nun olmadığı ya da oyunun içinde yeterince hissedilmediği anlarda ise Fenerbahçe adeta gece karanlığında kalıyor. Bir şeyler yapılıyor ama neyin, neden yapıldığını anlamakta zorlanıyorsunuz. Bir oyuncu çıkıp bir hareket yapıyor, bir pozisyon gelişiyor ve sonra oyun tekrar karanlığa gömülüyor.
Asensio ise o karanlığın içinde ışığı yakan oyuncu.
Fenerbahçe'nin elindeki kadroya baktığımızda aslında çok önemli bir başka gerçek daha ortaya çıkıyor: Bu takım yıldızlarla dolu.
Ancak yıldız oyunculara sahip olmak tek başına başarı getirmiyor. Asıl mesele, bu yıldızları doğru yönetebilmek.
Bir teknik direktörün görevi yıldız oyuncularla ego savaşı yapmak değil, onların egolarını değil yeteneklerini yönetebilmektir. Büyük takım olmak biraz da budur. Yıldız futbolcuyu küstürmek kolaydır; zor olan onun yeteneklerinden maksimum verimi almaktır.
Fenerbahçe'nin son yıllardaki en büyük problemlerinden biri de tam olarak buydu.
Takıma büyük umutlarla gelen birçok kaliteli oyuncu, gerçek performansını ortaya koyamadan tartışmaların içerisinde kaldı, küstürüldü veya gönderildi. Bugün dönüp baktığımızda bazı oyuncuların Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra nerelere gidip başka takımlarda neler yaptığını görüyoruz.
Livakovic bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Daha düne kadar Fenerbahçe'den gönderilmesi gerektiğini söyleyenler vardı. Bugün ise Barcelona gibi dünyanın en büyük kulüplerinden birinin radarına giren bir kaleciden bahsediyoruz.
O zaman insanın aklına şu soru geliyor:
Barcelona bizden daha mı kötü futbol biliyor
Elbette mesele bu değil. Mesele, bir oyuncudan nasıl verim aldığınız.
Aynı şekilde Ederson konusunda da önemli bir değişim yaşandı. Aziz Yıldırım'ın göreve gelmesinden sonra takımda kalması yönünde ortaya konan irade ve kendisine verilen psikolojik destekle birlikte Ederson'un yeniden kendisini bulmaya başladığını görüyoruz. Konyaspor karşısındaki performansı da bunun en güzel göstergelerinden biriydi.
Bunlar Fenerbahçe açısından çok önemli dersler.
Çünkü iyi futbolcu bulmak kadar, iyi futbolcuyu doğru ortamda oynatmak ve yeniden kazandırmak da başarıdır.
Bir diğer önemli konu da Talisca.
Anderson Talisca'nın bu takımda kalması gerektiğini düşünüyorum. Ancak onu sürekli ilk 11 oyuncusu olarak görmek yerine, gerektiğinde oyunun ilerleyen bölümlerinde kullanmak da son derece değerli bir seçenek olabilir. Özellikle rakibin yorulduğu dakikalarda Talisca'nın kalitesi çok daha fazla ortaya çıkabilir. Daha fazla boş alan bulur, istediği pozisyonlara daha rahat girer ve rakip savunmanın dengesini değiştirebilir.
Konyaspor maçına dönersek...
İki takımın da forvet hattı maç boyunca oldukça etkiliydi. Karşılaşma son derece hareketli geçti. Pozisyonlar arka arkaya geldi. Fenerbahçe özellikle hücumda daha cesur, daha agresif ve daha doğrudan bir görüntü verdi.

11