Kitap fuarları; kitap okurlarının, kitap severlerinin yazar, yayıncı hatta matbaacı ve grafiker gibi yayıncılık sektörünün tüm paydaşlarının buluşma noktasıdır diyebiliriz. Okurlar; yazarlarla doğrudan iletişime geçebilir, panel ve söyleşilere katılabilir, yayıncılarla sohbet edebilirler.
Yayınevleri, fuar süresince belirli kitapları, paketleri veya geniş bir ürün yelpazesini indirimli fiyatlarla sunabilir. Fuar, özel indirimler sağlayan yayınevleri ayrıca çeşitli kampanyalar aracılığıyla da indirim uygulayarak okurların daha fazla kitaba sahip olmasına olanak sağlar.
Kitap fuarına ilk gitmişliğim üniversite öğrencisiyken oldu. Doksanlı yıllarda İstanbul'un meşhur Taksim semtine giderken Tepebaşında TÜYAP Kitap fuarı açılırdı. Kasım ayında kitap fuarı olurdu. Sanırım 1995 yılıydı. O yıl fuarın onur konuğu Yazar Nedim Gürsel'di. Nedim Gürsel, Boğazkesen Fatih'i romanını yeni yazmıştı. Roman hakkında henüz eleştirmenler pek bir şeyler yazmamıştı. Ama romanın başlığında Osmanlı aidiyeti olanlar hocalar bunu Sultan Fatih'e bir hakaret belgesi olarak kabul ediyorlardı.
O zamanlar edebiyat fakültesinde hocalarımız, Boğazkesen Fatih'i romanını daha okumadıklarını fakat Nedim Gürsel dilinin Türkçeye gitmediğini söylüyorlardı. Hatta bir hocamız Nedim Gürsel'in ilk kitabı olan Uzun Sürmüş Bir Yaz hikâye kitabı hakkında şunu söylediğini iyi hatırlıyorum.
"Hayır, bir kitapta 30 defa 'devinim' kelimesi geçmez ki. Nedim Gürsel'in devinim kelimesini yeni öğrendiği dönemde yazdığını tahmin ettiğim kitaptır Uzun Sürmüş Yaz kitabı."
Hocamızın Nedim Gürsel'in dili hakkında bu tahlili son kertede yerinde ve kapsamlı bir değerlendirme olarak nitelendirilebiliriz. Çünkü Nedim Gürsel her ne kadar Gaziantep'te doğsa da Fransızca eğitim-öğretim yapan Galatasaray Lisesi'nden mezun olur ve ardından Paris Sorbonne Üniversitesi Modern Fransız Edebiyatı bölümünde okumaya başlar. Aynı üniversitede doktorasını yapar. Nedim Gürsel, eserlerini Türkçe yazsa da Fransızca kurgusu daha fazladır. Nihayetinde Paris'te yaşıyor. Hitap ettiği okurlar Paris cenahı ve Fransızca da yazdığı hikâyeleri daha sonra Türkçeye ve diğer dillere çevriliyordu. Tıpkı bir zamanlar belli çevrelerce yıldızlaştırılan Elif Şafak gibi. Elif Şafak da eserlerini önce İngilizce yazar daha sonra Türkçeye çevirtirdi.
Bu duygular ve düşünceler içinde İstanbul Tepebaşındaki kitap fuarına gitmiştim. Gazetelerde, reklam panolarında Nedim Gürsel'in Boğazkesen Fatih'i romanı hakkında konuşma yapacağını ilanı vardı. Hangi salonda yapılacağı da yazılıyordu. İstanbul'daki kitap fuarı, kitap fuarındaki salonlar o zamanlar için küçük ama büyük tartışmalara sahne oluyordu. Nedim Gürsel'in konferansının yapılacağı salona varmıştık. Koltuklarda oturmaya yer kalmadığı için kenarda-yerde oturmuştuk.

27