Filistin'de Güneş Ne Zaman Doğacak

Nuri Pakdil'in, "Fethi Gemuhluoğlu'nun aziz hatırasına" ithafen yazdığı deneme kitabı "Bağlanma", insana; üstlendiği sorumluluktan gelen kıymetini hatırlatıyor ve insanı metalaştırılan yanından sıyırmaya çalışıyor. Bunu da Fethi Gemuhluoğlu'nun rol-model şahsiyetiyle yapıyor.

Pakdil'in Bağlanma kitabında "Enkazdan Kurtulmak" bölümünü okuyunca dikkatim günümüzdeki olaylara yoğunlaştı. Nuri Pakdil, bugün özellikle Filistin'de özellikle Gazze bölgesinde yaşanan soykırımı görseydi eminim o meşhur sözünü tekrarlardı. Pakdil, yıllar önce de Filistin'de yaşanan trajedi için, sesini çıkaramayan onca İslam ülkesi için "İslam toprak altında gömülmüş" demişti.

Bağlanma kitabının Enkazların Altında adlı bölümünde "Yargılıyız acı çekmeye." diyordu Pakdil Usta. Acı çekmeye mahkûm muyuz Kitabın yazıldığı yirminci asırda en çok insanın öldürüldüğü bir çağdan bahsediyor. Hâlbuki biz yirmi birinci asırdayız ve en çok insan bu çağda da devam ediyor. Amerika, Irak'a demokrasi götürmek adına iki milyon insanı katletti. Bu yüzden Nuri Pakdil, bu bölümü kıymetli dostu Gemuhluoğlu'nun şahsında üç kıtadan çekile çekile Anadolu'dan sıkıştığımızı anlatıyor. Bu konuda Gemuhluoğlu'nun "Anadolu Mayası" metaforu vardır. Anadolu mayası artık sütü yoğurda dönüştürmüştür.

Nuri Pakdil, Fethi Gemuhluoğlu'ndan işareti alır. Anadolu'da maya tutunca hem toprak yitikliği hem ülkü yitikliği ortadan kalkacaktır. Bir zamanlar üç kıtada at koşturan şanlı akıncılarımız, bugün dünyada kan ve gözyaşından başka bir şey akıtmayan Batı Medeniyetini durduracaktır. Yürüyüşün öncüleri yola çıkacaktır. Pakdil'in deyimiyle "Tutsak Kudüs'e borcumuz, Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır."

Akıncılarımız, üç kıtada bize umut bağlayan mazlumları kederlerine terk etmeyecektir. Nazlı hilalin gölgesinde, kızılelmanın idealinde bize umut bağlayanlara "yıkılma sakın" diyeceğiz. Bu yeniklikten yeniden ayağa kalkarak, birbirimizi severek, birbirimizin farklılıklarını bir ayrımcılık değil bir zenginlik olarak görerek doğrulayacağız. Nitekim "İnsan sevgisi peygamber sevgisiyle başlar. Peygamber-i Ekber'e bağlanmadan yürünmez, aşılmaz hiçbir engel." dememiş miydi Gemuhluoğlu üstadımız. Onun önce refik sonra tarik sözünü Anadolu topraklarında el feneri yapacağız.

Nuri Pakdil, Gemuhluoğlu için bir örgü örer gibi tüm tarihsel değerleri birbirine eklemeye çalıştığının altını çiziyordu. Pakdil'e göre tarihe tutunarak yürünebilirdi ancak çetin engeller vardı aşılması gereken = yaşayabilmemiz bu engelleri aşmamıza bağlıydı. Bu konuda Pakdil Usta Gemuhluoğlu hocamızdan ayrı mı düşünüyor. Kendi kendime düşünürüm diyor Pakdil Usta, nasıl kendi kendinin de engeli olabiliyor insan, diye. Sözünün devamında sesli düşünüyor Pakdil Usta "Bir çelişki gibi görünse de, insan, kendi kendinin de engeli olabilir: yaratılış bilgeliğini kavramaya doğru ilerlemeyen insan, bunun gereği zihinsel edimlerini manevi kaynaklarla donatmayan insan, sürekli kendini bir tembelliğe iten insan, kendi kendinin de engeli olur: aşmaya, daha ileri varmaya engel olur: insan, aşmak zorundadır kendi kendini: kendi kendini öldürmeye, bir çukura düşmeye karar verebilen insan, niçin, kendi kendini aşmaya, doruklara çıkmaya karar veremesin"