Bu ülkede terör de darbe de bitmez...
ERTUĞRUL AKAR
"PKK silah bırakır mı bırakmaz mı Meselenin mayası ne"
PKK'nın silah bırakacağına dair her yeni açıklama, aslında aynı eski tiyatronun sahne tekrarıdır. Bu meseleye duygusal değil, realist ve hukuki bir zaviyeden bakmak gerekir. Çünkü ortada bir halk hareketinden ziyade silahlı, dış güdümlü, etno-politik bir aparat vardır. Peki dünyada benzer örnekler nasıl neticelendi Gerçekten silah bıraktırılabilir mi Devlet ne yapmalı, kamuoyu ne anlamalı
Önce sorunun adını koyalım: Bu terör!
PKK, terör örgütüdür. Uluslararası hukukta bu tarz yapılanmaların "politik aktör" gibi muamele görmesi sadece güç dengesine değil, devletlerin acziyetine dayanır. Bugün Kolombiya'daki FARC örneği, İrlanda'daki IRA süreci, hatta Sri Lanka'daki Tamil Kaplanları incelendiğinde görülecektir ki; ya devlet kararlılıkla bitirmiştir, ya da örgüt "şartlı kazanım" elde ettiğini düşünerek şekil değiştirmiştir.
IRA – "Siyasal zafer" mi, Britanya'nın sabrı mı
IRA yıllarca İngiltere'ye karşı silahlı mücadele verdi. Ama sonunda, silahları gömüp masaya oturdu. Ancak unutulmasın, İngiltere bu süreçte hem güçlü güvenlik politikaları uyguladı, hem de ideolojik zeminle halk tabanını ayırmayı başardı. Ayrıca bu örgütün arkasında doğrudan ABD ya da bölgesel istihbaratlar yoktu. PKK ise tam anlamıyla dış güçlerin piyonudur. Yani IRA'nın geldiği noktaya PKK'nın gelmesi, konjonktürel olarak çok daha zordur.
FARC – Kâğıt üzerinde barış, arazide paramiliterlik
FARC, 2016'da Kolombiya devletiyle barış yaptı. Ancak bugün hâlâ birçok eski mensup ormanda silahlı faaliyet yürütüyor. Zira ideolojiye bağlılık kadar rant döngüsü de bu örgütlerin "ekonomik varoluş" gerekçesidir. Aynı durum PKK için de geçerlidir. Uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve silah ticareti üzerinden kendine finansman sağlayan bir örgüt için silah bırakmak sadece "slogan"dır.
Sri Lanka – Terörle mücadelede mutlak zafer
Sri Lanka ordusu Tamil Kaplanları'nı topyekûn operasyonlarla bitirdi. Barış masası yoktu, masa kurulmadı. Bu da bir tercihtir. Türkiye gibi anayasal düzenini tehdit eden bir yapıya karşı "demokratik sabır"ın bir sınırı olmalıdır. Hukukun çerçevesi içinde ama net bir kararlılık şarttır.
Türkiye'de ne olmalı
PKK, "silah bırakacağım" dediğinde bile bırakmaz. Çünkü bırakması için bir neden yok. Zira arkasında hâlâ belli başlı küresel aktörlerin örtülü desteği mevcuttur. Ama bir başka gerçek daha var: Türkiye Cumhuriyeti devleti, 40 yıldır bu örgütle mücadele etmektedir ve bunu uluslararası hukuka uygun şekilde sürdürmektedir. Dolayısıyla mesele artık örgütün ne dediği değil, milletin ve devletin nasıl bir yol izleyeceğidir.
Devletin yapması gereken bellidir: Silahla değil, siyasetle hak arayan Kürt vatandaşlarla bağını güçlendirmek.

3