Gazetecilik değil tetikçilik

Sözcü ve Halk TV, Erdoğan'ın ne söylediğine bakma değil, Erdoğan'a nasıl laf çakarız derdinde.
Şaşırdık mı Hayır!
Çünkü Erdoğan nefretiyle yatıp kalkıyorlar. Aslında memlekete düşmanlık yapıyorlar.
Misal, Erdoğan'ın BM konuşması.
Reis, Gazze'yi anlattı.
BM'nin çarpık düzenini eleştirdi.
"Dünya 5'ten büyüktür" dedi.
Dünyanın dört bir yanındaki basın bunları haberleştirdi.
Kimi Gazze'yi öne çıkardı. Kimi BM reformunu...
Kimi de Türkiye'nin bölgesel rolünü...
Sözcü TV ve malum basın, Erdoğan'ı yok saydı.
Erdoğan taraftarı olmaya gerek yok.
O Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'dır.
Onu size yok saydırmayız. Çünkü mesele Türkiye.
Gazetecilik, hoşuna gideni yazmak, hoşuna gitmeyeni karartmak değil, gerçeği vermektir.
Elbette yalan ve iftiranın bir bedeli olacak.

***

DW, tutuklanan gazetecilerle ilgili "Fon soruşturmasında gazetecilere dezenformasyon suçlaması..." başlığını attı...
Yani DW "yalancı gazeteciler" diyemedi, "dezenformasyon" dedi, masum göstermek için de "suçlama" ifadesini kullandı...
"Dezenformasyon" ne demek
İnsanları manipüle ederek çıkar elde etmek için bilerek yalan söylenmesidir, yani iftiradır. Peki iftirada amaç ne
Yalanlarla Reis'in adaylığını engellemek...
Başka izahı var mı bu palavraların.
Kudurmuş çakal gibiler....
Reis düşmanı o kadının şu sözlerine bakın:
"İzmir daha önce de işgal edildi..." AK Parti'ye geçen Cemil Tugay üzerine söylendi bu söz.
Kadının gözü nasıl dönmüş anlayın.
Utanmadan o sözüyle övünmesi yok mu

***

İftiracıda ne vicdan ne de utanma vardır. Çünkü doğru söylemek emek ister.
Yani belgeyle kanıtlamak şart. Ama iftira atmak kolaydır!
Birkaç saniye içinde insanı suçlarsın.
O suçlamanın izini silmek ise yıllar alır.
Biri hakkında söylenen yalanı bin kişi duyar.
Söylenenin yalan olduğunu o bin kişiden kaçı öğrenebilir ki
Hem kaçı ilk duyduğu suçlamayı unutabilir
Siyasette, ticarette, gazetecilikte ya da günlük hayatta rakibi saf dışı bırakmak için, bazen de itibarı yok etmek için hep iftira silahı kullanılmıştır.
Yalancı çobanlardan birkaç örnek:
Özgür Özel, Ali Mahir Başarır, Cemal Enginyurt, Ümit Özlale...
İsmail Saymaz, Murat Ağırel, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı...