Ona boşuna "Cin Ali" demedim.
Hani şu çocukluğumuzun meşhur Cin Ali'si var ya...
İncecik çizgilerden oluşan...
Bir baş...
İki kol...
İki bacak...
Bir de yuvarlak kafa...
Hepsi bu!
Ali Demirçalı'nın siyasi hikâyesi aklıma onu getiriyor.
Cin Ali'nin hikâyesi de basittir:
Bir adım atar...
Sonra bir adım daha...
Derken hikâye büyür. Ama hayat, çocuk kitaplarındaki kadar kolay değil...
Demirçalı belediye başkanı oldu.
Sonra "rüşvet vermek" suçundan 5 yıl 3 ay ceza aldı. Ardından da İçişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırıldı.
***
Demirçalı buna, "İrade gasbı" dedi.Kararın siyasi olduğunu savundu.
Siyasette bazen insanın önüne bir merdiven çıkar.
Basamakları tek tek çıkarsın.
Ama önemli olan sadece yukarı çıkmak değildir.
Aşağı inerken de dikkatli olmaktır.
Cin Ali'nin Yüreğir macerası masaldaki gibi bitmedi. Başkanlık gitti.
Başkanvekilliği tartışmaları başladı.
Mahkeme kararları peş peşe geldi.
"Cin Ali" benzetmem de burada anlam kazanıyor.
Çünkü siyasette bir çizgi çekip...
Bir adam çizip, altına da "Başkan" yazamazsınız.
Belediye başkanlığı makamı ciddi iştir.
Adana'nın önemli ilçesini yönetiyorsanız ciddi olacaksınız.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Cin Ali'nin hikâyesi bitecek mi
Yoksa yeni bir sayfa mı açılacak
Yüreğir, Cin Alilerin yeri değildir.
Yüreğir'in hesabı kalkınmadır, yalancılık değildir.
Cin Ali'nin yaptıklarının izi kaldı.
***
Adana Belediyesi'nde ise "şöhretler" vedaya hazırlanıyor.Kimileri yurtdışındaki köşklerine taşınacak, kimileri de aldıkları rüşvet paralarıyla siyasete girecek.
Herkesin bir hayali var yani.
En büyük hayalleri de bunca yıl yaptıkları vurgunları, kamu kaynaklarıyla zengin ettiklerinden aldıklarını kazasız belasız yemek...
Zeydan Başkan gibi rüşvetten ceza almadan, kelepçe takılmadan, cezaevine tıkılmadan vınlamanın derdinler.
Kamu kaynaklarına el uzatanların neler yaşadığı ortada. Yargı, yakadaki parti rozetine bakmıyor...
El uzatmışsan tüyü bitmemiş yetimin hakkına, hesap vermeden tüymek yok.
***

1