Rektör Erol Yaşar

Rektör ama bildiğiniz klasik rektörlerden değil...

Hani bazı yöneticiler vardır; göreve gelir, makam odasının perdesini değiştirir, iki de toplantı yapınca "vizyon" diye anlatırlar ya...

Erol Hoca o tayfadan değil.

Adam üniversiteyi resmen şantiye gibi çalıştırıyor.

Öyle beton şantiyesi gibi değil ama ;

bilim, teknoloji, enerji ve proje şantiyesi...

Prof. Dr. Erol Yaşar döneminde Mersin Üniversitesi sadece diploma dağıtan bir yer olmaktan çıktı.

Kendi elektriğini üreten, teknoloji geliştiren, öğrencisini merkeze koyan, şehirle iç içe yaşayan dev bir kampüse dönüştü.

Akdeniz'in mavisiyle doğanın yeşili zaten vardı...

Bir de üstüne üretim, hareket ve enerji eklenince ortaya "üniversite gibi üniversite" çıktı.

Eskiden bazı kampüslerde tek hareket kantin kuyruğuydu.

Şimdi kültür var, sanat var, spor var, teknoloji var.

Öğrenciler sadece derse girip çıkmıyor;

robot yapıyor, proje üretiyor, TEKNOFEST'e hazırlanıyor.

Kısacası gençler "vize-final arasında hayatta kalma mücadelesi" modundan çıkmış durumda.

Enerji tarafı zaten ayrı hikâye...

Dünya Bankası destekli KABEV Projesi kapsamında kurulan güneş enerji sistemleriyle üniversite kendi elektriğini üretmeye başladı.

Üniversite Hastanesi, Tıp Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi otoparkları artık sadece araba gölgelendirmiyor;

bildiğin elektrik fabrikası gibi çalışıyor.

Milyonlarca kilovatsaat üretim yapılmış.

Elektrik faturası görünce tansiyonu çıkan vatandaş düşünülünce, bu iş gerçekten büyük başarı.

TÜBİTAK projelerinde elde edilen başarılar da gösteriyor ki gençler artık sadece "mezun olayım da bir işe girerim" kafasında değil.

Proje üreten, araştıran, geliştiren bir nesil yetişiyor.

Demek ki üniversitede sadece fotokopi kuyruğu yokmuş...

TEKNOFEST çalışmalarıyla iş daha da büyümüş.

Yapay zekâ, robotik, mühendislik, havacılık...

Gençler öyle boş boş tavana bakmıyor.

Hayal kuruyor, sonra dönüp o hayali üretiyor.

Bazı yerlerde hâlâ USB takınca "virüs bulaşır mı" paniği yaşanırken, burada öğrenciler teknoloji geliştiriyor.

Erol Hoca'nın "yüzü kente dönük üniversite" anlayışı da önemli.

Üniversite-sanayi iş birliği güçlenmiş.

AR-GE çalışmaları artmış.

Teknopark Türkiye'nin ilk 5'i arasında gösteriliyor.

Yani olay artık sadece akademik makale yazıp rafa kaldırmak değil; üretilen bilginin ekonomiye dönüşmesi.

Öğrenci yaşamı tarafında da ciddi işler yapılmış.

Yemek hizmeti üniversite bünyesine alınmış.

Hem kalite artmış hem fiyatlar daha ulaşılabilir olmuş.

Bir de adına bak:

"Yemek Bizden Menü Seçimi Sizden..."

Öğrencinin yıllardır duymayı beklediği romantik cümle gibi...

Vadi Kafe Restoran ve Kampüs Kafe ise öğrencilerin sosyalleştiği alanlara dönüşmüş.

Sadece öğrenciler değil, Mersinliler de oralarda vakit geçiriyor.

Kampüs resmen küçük şehir olmuş.

Sağlık tarafında da üniversite bölgenin yükünü çekiyor.

Hastane, Diş Hastanesi, organ nakli merkezi, onkoloji hizmetleri...

Sadece Mersin'e değil çevre illere de hizmet veriliyor.

Yani Mersin Üniversitesi artık sadece eğitim kurumu değil;

aynı zamanda sağlıkta da bölgesel güç.

Kısacası...

Prof. Dr. Erol Yaşar ve yönetimi, "üniversite yönetmek" ile "üniversiteyi büyütmek" arasındaki farkı gösteriyor.

Bazıları koltuğu korur...

Bazıları iz bırakır.

Erol Hoca ikinci grupta görünüyor.

Kahraman Ali

AK Parti'nin Mersin'deki kurucu isimlerinden biridir Ali Kahramanlı...

Öyle sadece siyasetle anılan biri değil...

Adamın CV'ye bakıyorsun; lojistik var, spor var, yatırım var... Bir tek "boş oturma" yok!

Mersin İdman Yurdu başkanlığı döneminde ortaya koyduğu yönetim anlayışıyla dikkat çekti.

Öyle "günü kurtaralım" mantığıyla değil...

Kulübe vizyon koydu, hedef koydu, heyecan koydu.