Fon bir tezgahtır

Fon tezgahı sıradan bir para hikâyesi değildir...

Ortada milyarlarca liralık iddialar, mağdur yatırımcılar, soruşturmalar, gözaltılar ve mal varlığı tedbirleri var.

Asıl mesele milletin Reis'e güvenini sarsmaktı.

Ama yemedi.

Çünkü Reis erken tedbir aldı.

Tezgahın arkasındakiler ve bağlantıları ortaya çıkarılır.

Devlet Denetleme Kurulu harıl harıl çalışıyor.

Soruşturmalar büyüyor.

Şüpheli sayısı artıyor.

Ortada hafife alınacak bir tablo yok.

Bu iş Erdoğan'a kurulmuş bir darbe gibidir.

Milletin devlete, piyasalara olan güvenini sarsıp seçimi almak için çevrilen büyük bir tezgahtır.

Foncu takımı Hesap verecek.

Ortada adam kayırma gibi bir durum yok.

Özgür Özel'in 'korunuyorlar' şeklindeki lafları hikaye.

O kendi kapısının önünü dolduran pislikleri baksın.

Reis çok öfkeli, kimsenin gözyaşına bakmaz.

**

15 Temmuz'da tankla, uçakla, silahla geldiler.

Şimdi para, manipülasyon ve güven üzerinden geliyorlar.

Hedef milletin güvenini sarsmak.

Amaç Erdoğan'ı yemek...

Reis'in mesajı önemli.

Vatandaşın birikimine dokunan, piyasanın sağlıklı işleyişini bozan hiçbir eylem karşılıksız kalmayacak.

Fon Koordinasyon Kurulu ve DDK devrede.

Adli soruşturmalar sürüyor.

Yatırımcılarla ilgili ivedi kararlar alınıyor.

Başkan Erdoğan açıkça şunu söylüyor:

"Kim olursa olsun, hukuk önünde hesap verecekler."

Para çok şeyi satın alabilir.

Konforu satın alır.

Lüksü satın alır.

Ama milletin iradesini satın alamaz...

**

Fondan kim kazandı

Kimler kaybetti

Ve en önemlisi...

Bu tezgahı kim kurdu

Tek tek ortaya çıkacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan fon krizini istismar için sol medya ile birlikte taarruza geçti.

Alçaklığında bir sınırı var değil mi

Amaçlananın ne olduğu buradan da belli.

Türkiye'nin ekonomik güvenine,vatandaşın alın terine kimin dokunduğu çok önemli...

Her kim milletin parasını, devletin itibarını veya piyasanın güvenini kendi çıkarına kurban ettiyse...

Hukuk önünde mutlaka hesap verecektir.

BELEDİYELER KAPATILMALI!

"Belediyeler kapatılmalı!"

Evet, yanlış okumadınız.

Bu sözler Avukat Erkin Doygun'a ait.

Avukat Doygun bu sözü boşa etmedi.

O aynı zamanda belediye meclis üyesi...

Başka görevleri de olan biri...

"Kapatılmalı ama bir şartla" diyor.

Çöp kamyonları çalışmaya devam edecek.

Otobüsler sefere çıkacak.

Parklar yapılacak.

Sokaklar temizlenecek.

Sosyal hizmetler sürecek.

Yani vatandaş hizmetten mahrum kalmayacak.

Kapatılması gereken belediye değil aslında...

Belediyenin içine zaman zaman yerleşen "küçük iktidar" anlayışıdır!

**

Belediyenin elinde ne ararsanız var.

Bütçe var.

İhale var.

İştirak var.

Ruhsat var.

İmar var.

İstihdam var.

Arsa var.

Siyasi güç var.

Bir de bütün bunların başında seçimi kazanmak, koltuğu korumak ve bir sonraki seçime hazırlanmak isteyen bir siyasetçi var.

"Yerinden yönetim" diyoruz, doğrudur.

Ama kararlar halka yaklaşıyor.

Çoğu zaman müteahhide de yaklaşıyor.

Arsa sahibine yaklaşıyor.

İhale bekleyene yaklaşıyor.

Belediyede işe girmek isteyene yaklaşıyor.

Parti teşkilatına da yaklaşıyor.

**

Yani yerinden yönetimin avantajı yakınlık...

Zaafı da yine yakınlık!

İmar işleri bunun en canlı örneğidir.

Bir emsal rakamını değiştiriyorsunuz.

Yani kâğıt üstünde bir rakam oynuyor.

O rakamın arkasında milyonlarca liralık değer oluşuyor.

Elbette her emsal artışı hukuksuz değildir.

Her ekonomik değer artışı da suç değildir.

Fakat devletin sorması gereken soru çok basit:

Bu karar kimin için alındı