X faktör

Futbol maçları bitti, Dünya Kupası'na kadar en ilgi çeken konu basketbolda Euroleague'de kimin şampiyon olacağı. Sokakta herkesin birbirine sorduğu bu soru oluyor. Ben kendi görüşlerimi aktarmak isterim. Önce Real Madrid-Valencia yarı finalinden başlıyorum. Gönüllerin şampiyonu Valencia. Tempolu, topu paylaşan ve sempatik görüntüsüyle çoğu basketbolseverin gönüllerine taht kuran bir takım. Geçiş hücumunu mükemmel oynuyorlar. Bu yüzden rakibin hücum ederken aklının geri koşmada olmasını sağlıyorlar. Basketbol satranç değildir. Bir hamle sonrasını hesap edemezsiniz. Ama rakiplerini bu yola itiyorlar. Savunma top fileden geçtikten sonra veya rakip ribaundu aldıktan sonra başlar. Valencia'nın en büyük özelliği rakiplerinin hücumdaki disiplinini bozmak oluyor.

Gelelim Real Madrid'e. Sezon sonunda büyük sakatlık problemi yaşadılar. Önce en büyük uzun kozları Tavares'i sonra da çok üretken olmamasına rağmen (!) diğer uzunları Len'i kaybettiler. Geriye bir tek Garuba kaldı. Bu maçta önemli silahları değişik pozisyonlarda oynayabilen Deck, Lyles, Okeke ve şut seçimlerinde çoğu zaman problem yaşamasına rağmen Hezonja olacak. Niye derseniz; çoğu takım geriye koşarken Valencia'ya karşı ters eşleşme problemi yaşadı. Kısa takımların Valencia karşısında bu tuzağa düşmeyeceklerini düşünenlerdenim. Bir de tecrübe üstünlüğünde Real ağır basıyor. Esas savaş Campazzo ve Montero arasında olacak. oğu kişinin aksine ben sanki ibrenin 51-49 Real Madrid lehine olduğunu görüyorum.

Gelelim bizi daha çok ilgilendiren F.Bahçe Beko-Olympiakos maçına. Fenerbahçe'nin dış oyuncularda ve özellikle de savunmada üstün olduğunu biliyorum. Olympiakos'ta