Enerji

Geçtiğimiz günlerde basketbol kamuoyu Euroleague'de ayrılan veya görevine son verilen koç haberleriyle çalkalandı. Önce Messina Milano'daki görevinden ayrıldı. Arkasından Obradovic Partizan'ı bıraktı ve son olarak açıklamaya göre karşılıklı anlaşarak (!) Anadolu Efes, Kokoskov'la yolları ayırdı. Messina'nın ayrılmasını doğal karşılıyorum. Son 3 sezondur geniş bir bütçeyle başarısız sonuçlar alındı ve bu noktaya gelindi. Hoş Messina basın açıklamasında kabahati sağa sola dağıtsa da kulübün bünyesinde kalmaya devam edeceğini duyuyoruz. Yanlış oyuncu seçimleri, 3 yıldır bir türlü oluşturulamayan takım kimyası ve koçun istifası. Ben onun enerjisini izlediğim kadarıyla çok düşük gördüm. Takım enerjisiyle onun enerjisi paralel değildi. Neredeyse takımı aşağı çekiyordu. Eğer biraz dinlenirse o eski kimliğine geri dönebilir. Konfor alanından çıkması kaydıyla.

Obradovic konusu tam tersi. "Tersi ne demek" derseniz, biraz açayım. Koç daha önceki açıklamalarında oyuncuların onunla aynı sayfada olmadığından ve çok önemli bir detay olan soyunma odasının havasının iyi olmadığından şikâyet etmişti. Anladığım kadarıyla koçun serzenişi takımın karakterinin olmaması. "Winner" bir antrenör. Buna karşılık takımı basamak olarak kullanmaya çalışan bir oyuncu grubu. Messina'nın tersine sular başka akıyor. Bir koçun başına gelebilecek en büyük problem işte bu. Boş gözlerle bakan oyuncular. Sizin enerjiniz yüksek fakat sizi takım aşağı çekiyor. Bu arada Partizan yönetimi istifayı kabul etmemiş. Ben Obradovic'in neler hissettiğini anlıyorum ve ona hak veriyorum. Benim de başıma gelmişti ve inanın bir koç olarak uykuları kaçıran bir durumdu.